|
|||||||||||||||||||
|
Büyükbaba Peyote'nin kizilderililere ulaşmasi hikayesidir bu :
Cok eski zamanlarda, beyaz adamdan önce, sioux'larin yasadigi yerlerden de daha güneyde, çöllerde yasayan bir kabile vardi... öldürücü bir hastalik bu kabilenin insanlarini kirip geçiriyordu... yasli bir kadin, rüyasinda, buldugu bir bitkiyle, bir kökle bu hastaligi tedavi ettigini gördü vede hissetti..
bu güçsüz ve yasli kadin küçük torununu yanina alarak rüyasinda gördügü kutsal bitkiyi bulmak üzere yola koyuldu... kamptan o kadar uzaklastilar ki, sonunda kayboldular... bir tepeye ulastiklarinda, yasli kadin geceyi geçirmeleri için bir siginak yapti... ne yiyecekleri ne de içecekleri vardi; gece bastirdikça birbirlerine sokuldular...
ansizin.. dogudan batiya uçan büyük bir kartalin kanat çirpma sesiyle irkildiler... yasli kadin ellerini açarak kartala, kendisine bilgelik ve güç vermesi için dua etti... sabaha karsi, baslarindan birkaç metre yüksekte, havada yürüyen bir adam hayali gördüler... ve yasli kadin bu adamin ona "su ve yiyecek ariyorsun, ama nereden bulacagini bilmiyorsun. sana bir ilaç verecegim... o sana yardim edecek..." diyen sesini duydu... adam eliyle kadinin dört adim ötesideki bir yeri isaret ediyordu... kadin o yöne bakinca bir peyote bitkisi -onalti dalli bir büyükbaba peyote bitkisi- gördü. bunun ne oldugunu bilmemesine ragmen, biçagiyla yesil kismini kesince peyote özünü.., hayat suyunu buldu... yasli kadin ve torunu bu suyu içince kendilerine geldiler..
günes batti ve ikinci gece basladi... yasli kadin bu sefer de büyük ruha " kendimi insanlar için feda ediyorum... aci bana... yardim et bana..." diye dua etti... tekrar ayni görüntü canlandi ve adam bu sefer " simdi kaybolmus durumdasin ancak insanlarini bulacak ve onlari kurtaracaksin... iki kez günes dogacak ve sen onlara kavusacaksin..." dedi.
büyükanne kutsal ilaçtan biraz daha yedi, torununa da yedirdi... ve yedikleri bitkiden onlara büyük bir güç geçti... bu güç onlara bilgi, anlama yetisi ve kutsal bir görü kazandirdi...
yasli kadin ve torunu bütün geceyi bu gücün etkisiyle uyumadan geçirdiler... buna ragmen günes dogdugunda yasli kadin kendini hiç de yorgun hissetmiyordu... torununa, " bu yeni bitkiyle birikte dua et... onun agzi yok ama bana pekçok sey anlatiyor..." dedi.
adamin hayali,üçüncü gece tekrar yasli kadina göründü ve ona ilaci nasil kullanmasi gerektigini ögretti. sabah uyandiginda " bir tek bitki insanlarimi kurtarmaya yeterli olamaz... daha fazlasina ihtiyacim var.. acaba nereden bulabilirim ?" diye düsündü kadin.. hemen ardindan sesler duymaya basladi. hepsi de" buraya gel, bu taraftayim, beni al" diye fisildiyordu...sanki peyote bitkileri dile gelmisti..evet evet bunlar, onu dikenli çalilarin ardindaki gizli yerlerine çalisan peyote bitkilerinin sesleriydi... yasli kadin ve torunu bitkileri toplayip ellerindeki torbaya doldurmaya basladilar...
gece inmeden adamin hayalini bu sefer de batmakta olan günesin üstünde gördüler. onlara kampin yolunu isaret ediyordu... dört gün ve dört gece boyunca ne içecek ne de yiyecek yemeklerinin olmamasina ragmen, kutsal ilaç onlarin hem yüreklerini hem de zihinlerini korumustu...
evlerine geri döndüklerinde aileleri onlari gördüklerine çok sevindi... ama insanlarin hepsi hala hastaydi ve çogu da ölmüstü. yasli kadin " size kutsal bir ilaç getirdim... bu ilaç hayatinizi kurtaracak..." dedi.
erkeklere pejuta'yi, bu kutsal bitkiyi nasil kullanacaklarini gösterdi.. hayal ona ayinin nasil olmasi gerektigini bildirmis, ilaç ise zihinsel gücü ve onda yatan bilgiyi vermisti... kadinin yol göstermesiyle bir çadir kuruldu ve ates yakildi... o zamanlar ne bir sef ne de bir yol gösterici vardi ve insanlar ayini nasil gerçeklestireceklerini ta en basindan adim adim kendi kendilerine bulmak zorundaydilar...
kadini , erkegi , genci , yaslisi herkes dörder parça yuttu bu yeni ilaçtan... anne sütüyle beslenen bir erkek bebek peyote gücünü anne sütünden aldi... parmagini emerken kolunu ansizin bir çingirak gibi sallamaya basladi... çadirin önünde oturan bir adam, yine bu güç sayesinde, bebegin koluna bakarken bir türkü tutturdu...
büyücü elindeki ham deriden yapilmis çingiragi sallamaya basladi.. çingiragin içindeki taslarin çikardigi tikirtilar büyükbaba peyote'nin sesiydi ve herkes bu tikirtilarin ne dedigini anladi... baska bir adam türkü ve tikirtilara uyarak davul çalmaya basladi...davulcu iyi çaliyordu ama dogru sesi bir türlü çikaramiyordu, çünkü bu ilk ayinde davulun içine su koymamislardi...
bir kadin, hayalin ona bir kavak agaci bulmasini söyledigini duydu... günes dogar dogmaz, büyükbaba peyote'nin yol gösterdigi kadin önde olmak üzere, tüm kabile batiya dogru yollara düstüler. kurumus bir agacin gövdesindeki delikten siçrayan bir tavsan gördüler ve bunun aradiklari kutsal agaç oldugunu hemen anladilar...
agaci kestiler... tavsanin çiktigi delikten altta kalan kismini bir davul gibi oydular. sonra, kadinin emriyle içini suyla, hayat suyuyla doldurdular...
kampa dönerlerken, erkeklerden biri, gücün kendisine bes tane yuvarlak tas ve biraz da geyik derisi bulmasini söyledigini duydu.. taslari davul gibi oyulmus agaç gövdesinin kenarlarina dizdi ve deriyi bu taslara sikica bagladi. artik davulu çaldiginda çikan sesin bir ruhu vardi...
gece bastirdiginda bir çadir kurup içinde ates yaktilar ve çevresine toplanip ilaçtan biraz daha içtiler... peyote gücünün etkisiyle yasli kadin atesin içinde kavak agacinin yürek biçimli yapraklarina benzer bir yürek sekli gördü... büyükbaba peyote'nin de bir parçasi oldugu yüce ruhun, kalbini bu kitanin kizilderili insanina vermek istedigini anladi... kora dönüsmeye baslayan atesin yürege benzedigini söylediginde, orada bulunanlar bunu davul sesinin ritminde hissettiler... az sonra gücün etkisindeki adamlardan biri davulun dibinde bir yildiz görür gibi oldu... parlayan korla önce yildiza sonra aya dönüstü, çünkü yildizin gücü ve ayin ruhu çadirin içine gelmisti...
kapinin karsisinda oturan adama bir görü göründü ve ona su istemesini söyledi... yasli kadin deri bir çanakta su getirdi ve herkes bu sudan içerek güçlendi... atesten sorumlu olan adam, suyun ruhunu hissederek, korlardan bir su kusu biçimi olusturdu ve o andan itibaren su kusu kutsal ilacin sembolü oldu...
ayni adam atesin yaninda topraga bir yarim ay çizdi ve tepesine de parmagiyla bir çizgi çekti.. böylelikle bir yol - hayat yolu - olusturulmus oldu... wakayanibi sahibi olan, yani insanlari seven ve yüreginde yer verenlerin tam burda oturmalari gerektigini söyledi... ve o günden sonra toplantiyi yönetene "yoladami" dendi.
böylece insanlar ilk peyote ayinini yapmis oldular... suyu içip peyoteye sükranlarini sundular... kutsal su kusu seklindeki atese bakarak dört yöne dualarini yollarken içlerinde biri de atese sedir agacinin yesil yapraklarindan serpti. çikan tatli kokulu duman, tüm yesilliklerin ve büyüyen seylerin ruhu olan büyükbaba peyote'nin nefesiydi...
artik insanlar gereksinim duyduklari herseye -kutsal ota, davula, atese, suya ve sedire - sahiptirler... bundan sonra kendilerini tanimaya basladilar. hastalar iyilesip, bu ilaci getirdigi için yasli kadina ve torununa tesekkür ettiler. kutsal bitki, comanche ulusundan kitadaki tüm kabilelere yayildi...
bu efsaneler babadan-ogula yasanilan ruh mücadelesinin orneklemeleri olarak tum kizilderili soyuna aktirilirdi..halada aktarilmakta mistik dokusu kaybettirilmeksizin..
|
|||||||||||||||||||
| KaRiNcA KaRaRiNcA |