www.karincakararinca.com
Ana Sayfa Kütüphane Kızılderililer Gök Günlüğü iletisim English
Sular yükseldikce balıklar karıncaları yer,sular çekildikce de karıncalar balıkları yer.  

 

Mutluluğun yolu… 

 

-Kendinizi sevin ve kendinizle barışık olun.

 

-Ruh sağlığınız için öyle güçlü olun ki, hiçbir şeyin huzurunuzu bozmasına izin vermeyin.

 

-Dostlarınıza değerli oldukları duygusunu verin.

 

-Her şeyin en iyisini düşünün.

 

-Geçmişin hatalarını unutun, ama ders alın.

 

-İnsanlara gülümseyin.

 

-Kuşkular karşısında çok düzeyli, öfke karşısında çok güçlü ve sorunlar karşısında çok mutlu olun ki,

 

bütün bunlarla başa çıkabilin.

 

-Çok sevdiğiniz bir şiiri ezberleyin.

 

- “Seni seviyorum” dediğinizde içten söyleyin.

 

-“Üzgünüm” dediğinizde o kişinin gözlerinin içine bakın.

 

-İlk bakışta aşka inanın ve aşkın zamanla sevgiye dönüştüğünü unutmayın.

 

-Güzel olan sevgili değil, sevgili olan güzeldir, sözüne inanın.

 

-Evlenmiş olmak için evlenmeyin. İsabetli evlilik yapın.

 

-Öperken gözlerini kapamayan kadın/erkeğe güvenmeyin.

 

-Sevdiklerinizi sürprizlerle mutlu edin.

 

-Dinlediğiniz, duyduğunuz her şeye inanmayın, sahip olduğunuz her şeyi harcamayın ve istediğiniz

 

kadar uyumayın.

 

-Başkalarının düşleri ile asla alay etmeyin.

 

-Anlaşmazlık durumlarında dürüst olun.

 

-Tutkuyla ve derinden sevin. Sonradan yara alabilirsiniz belki; ama hayatı komple yaşamanın tek yolu budur.

 

-Kimsenin kalbini kırmayın, hakir görmeyin.

 

-Biri hapşırdığında”çok yaşa” deyin.

 

-İnsanları akrabalarına göre yargılamayın.

 

-Yavaş konuşun ama hızlı düşünün.

 

-Üç “S”yi unutma; kendine saygı, başkalarına saygı, her şeyde sorumluluk.

 

-Küçük bir anlaşmazlığın büyük bir arkadaşlığı bozmasına izin vermeyin.

 

-Telefona cevap verirken gülümseyin, sizi arayan kişi bunu sesinizden hissedecektir.

 

-Değişikliklere kucak açın ama değerlerinizi yitirmeyin.

 

-Suskunluğun bazen en iyi yanıt olduğunu unutmayın.

 

-İyi, saygın bir hayat sürün, ileride yaşlandığınızda ve geçmişi hatırladığınızda bir kez daha nasıl zevk

 

aldığınızı göreceksiniz.

 

-Allah’a güvenin ama arabanızı kilitleyin.

 

-Geçmişte çok yaşamayın, satır aralarını okuyun, bilgilerinizi paylaşın.

 

-Yaşam üç gündür: Biri dün’dü geçti, biri yarın garantisi yok, sen en iyisi bugünü yaşa ve yaşat.

 

-Size sevgi gösterisinde bulunan birisini engellemeyin.

 

-Sevgi için kollarınızı kapalı tutmayın, sonra kendinizden başka tutacak şey bulamazsınız.

 

-Başkalarının işine karışmayın.

 

-Her yıl daha önce gitmediğiniz bir yere gidin.

 

-Her sabah kalktığınızda sağlıklı olduğunuza şükredin.

 

 Unutmayın ki;

 

 HERŞEY SİZİN ELİNİZDE..!

 

 

Umuttur Bizi Ayakta Tutan!!!

 

İnsanın geçmişi kayıplarla, geleceği umutlarla doludur. Asılmakta olan kişinin bile, "belki ip kopar" diye bir umudu vardır... Umudun peşine takılıp; en değerli hazinemizi, yaşam süremizi tüketir ve bir gün gelir mezarlığın kapısını çalarız. Ama umudumuzu kaybettiğimiz anda cehennemi ölmeden de yaşamaya başlarız...

 

Umudunu tümüyle kaybeden insan ne yapar biliyor musunuz? Yaşamdan adeta kaçar, yaşamı kökünden yok etmek ister. Ve sonuçta kaybedilen umut; yıkıcılığa, kine ve nefrete dönüşür. Artık yok edilmek istenen bütün dünyadır... Ne yazık ki dünya üzerindeki bir çok insan umutlarını, direnme güçlerini ve hatta inançlarını yitirip köleliklere ve bağımlılıklara sarılmak kolaycılığına kaçıyor. Bir çoğumuz korkularını gizlemek için şarkı söyleyen insan örneği, çıkardığı gürültülü-patırtılı ezgilerin içinde kaybolup gidiyor. Oysa umut; büyük bir canlılık, duyarlılık ve olumlu düşünce üretmekle oluşan bir değişim isteğidir. Ve o değişim yaşamaya, yaşamı güzelleştirmeye açılan bir ruhsal kapıdır. Umut, iyilik dünyasında yer almak isteğidir. Ve Tanrı, insanı dünyaya iyilik yapsın diye göndermiştir...

 

Umut edin!...

 

Ummak mutluluk merdiveninin ilk basamağıdır. İyice düşünün ve karar verin isteğiniz nedir? Silik, beklentisiz, havanın esişine, suyun akışına bırakılmış bir yaşam mı? Boynunuzu tutsaklığa uzatıvermeyin öyle kolayca... Kulun kulluğuna gönüllü olarak katılmayın....

 

Biraz cesaret lütfen!... Cesaretimiz yoksa umut etmeye hakkımız yoktur...

 

Bir numara olmak sadece ve sadece size bağlı... Bunun için ihtiyacınız olan şey uzakta değil, avuçlarınızda tutuyorsunuz. Onu bir kül misali rüzgarlara savurup yenilgiyi kabul edebilir, ya da yoğurup beklentilerinizin hamuru yapabilirsiniz... Tercih sadece sizin elinizde!...

 

Yaşamımda edindiğim en büyük bilgilerden biri şudur; "Kendi kendine yardım etmeyi bilmeyene, hiç kimse yardım etmez!... Umudunuzu yitirmemek için kendinize yardım edin. Aklınızın gücüne inanın!.. Akıl gücüne hiç bir engel karşı duramaz... Çünkü akıl, Tanrı tarafından sadece insana verilmiş bir ayrıcalıktır.

 

Umudumuzdur bize başarıyı getiren!... Ve umudumuzu güçlendirmenin en kestirme yolu da aşağıdaki 7 KURAL'ı anayasa bellemektir!...

 

1- Sorumluluk al..

2- Plan yap..

3- Bedel ödemeyi göze al..

4- Asla vazgeçme..

5- Uzmanlaş..

6- Hayatı isteyerek yaşa..

7- Ve asla işini geciktirme...

 

Senin umudun bütün dünya için... Çünkü sen çok önemlisin!!!!!

 

 

Hayat zor, moraliniz bozuk ve yaşamınızda her şeyin çok kötü gittiğine inanıyorsunuz... Şimdi bunları düşünmekten vazgeçin! Hadi başlayın yazımızı okumaya... İnanın küçük ama etkili önerilerimizle bundan sonra kendinizi çok daha iyi hissedeceksiniz... Denemeye değer değil mi?

 

1-) Kişiliğinize aykırı bir şeyler yapın...

Saç stilinizi değiştirin, yeni bir hobi edinin, hatta hiç tarzınız olmayan parlak kıyafetler giyin. Hadi ne duruyorsunuz? Sizin de çılgınlık yapmaya hakkınız var. Yaptığınız küçücük bir değişikliğin bile, hayatınızda büyük değişimler yaratacağına inanın.

 

2-) Çevrenizi değiştirin...

Bunun için size yaşadığınız ülkeyi terk etmenizi önermiyoruz! Odanızdaki eşyaların yerlerini değiştirerek, işe gitmek için başka bir yol kullanarak günlük yaşamınızda değişiklik yapmanız mümkün. Yeter ki gerçekten isteyin.

 

3-) Gülmek için sebep yaratın...

Gülmenin kendinizi daha iyi hissetmenizi sağladığını siz de çok iyi biliyorsunuz değil mi? O halde gülmek için mutlaka sebep aramanıza gerek yok, fırsatı siz yaratın. Nasıl mı? Komik bir filme ya da gece eğlenmeye gidin. "Artık ben bir anneyim kolay mı istediğim zaman dışarı çıkmak" diyorsanız işte size başka bir öneri. Bebeğinizle oyun oynayın. Onların attığı kahkahalardan daha eğlenceli ne olabilir ki?

 

4-) Endişelenmekten vazgeçin...

Endişe ve üzüntüyle geçen her dakika sizi biraz daha strese sokuyor ve sağlığınızı bozuyor olabilir. Bu yüzden kendinizi yok yere üzmek yerine sorunlarınıza pratik çözümler aramaya çalışın. Ve sadece çalışmakla da kalmayın, bulun!

 

5-) Günü yakalayın...

Yarın, gelecek hafta, hatta önümüzdeki ay için planlar yapmaktan bugünün farkına bile varamıyor musunuz? Öyleyse artık yarınları planlamaktan vazgeçin ve bugünü yaşamaya bakın. Böylece yaşadığınız her günden zevk almaya başladığınızı fark edeceksiniz.

 

6-) Kendinize zaman ayırın...

Gün içinde yaptığınız işlerin bir listesini çıkarın ve gereksiz gördükleriniz hakkında bir kez daha düşünün. Yarından başlayarak saçma bulduğunuz tüm işleri unutun ve sizin için anlamı olan bir şeyler yapın.

 

7-) Çocukluğunuza dönün...

Hayatın toz pembe göründüğü çocukluk günlerinizi hatırlıyor musunuz? Hani şu hiçbir şeyin umursanmadığı mutlu günleri? Peki anılarla yaşamak yerine tekrar çocuk olmaya ne dersiniz? Hadi, atlayın bisikletinize ya da koşun kırlara... Unutmayın, çocuk olmanın yaşı yok!

 

 Tatil yapın...

Mutlaka egzotik ve uzun bir tatil yapmanıza gerek yok! Küçük bir hafta sonu seyahati bile dertlerinizi alıp götürmeye ve daha pozitif olmanızı sağlamaya yeter de artar bile.

 

9-) Başarı listesi hazırlayın...

Yaşamınız boyunca elde ettiğiniz başarıları şöyle bir düşünün. Listenin ne kadar uzun olduğunu fark ettikten sonra gelecek günlerde elde etmeyi planladığınız başarıları da not edin. Ve bunları gerçekleştirmek için bir an önce kolları sıvayın.

 

10-) Elinizdekilerin değerini bilin...

Bir eşiniz, bir bebeğiniz, bir işiniz, bir aileniz ve daha kim bilir hayatınızda daha ne güzellikler var. Onların kıymetini bilin.

 

11-) Alışverişin cazibesine kapılın...

Size, kredi kartlarınızın limitini aşana kadar çılgınlar gibi alışveriş yapın demiyoruz, elbette! Ancak, şık bir etek, rengarenk bir bikini satın almanın da sıkıntılı anlarınızda sizi rahatlatacağından emin olun.

 

12-) Kendinizi ödüllendirin...

Hem çalışmak hem de iyi bir eş, anne olmak kolay değil, elbette. İnsan arada sırada bir ödülü hak ediyor. Hadi siz de kendi kendinize bir ödül verin. Öğle tatilinde pahalı olduğu için gitmediğiniz ama çok sevdiğiniz lokantaya gidin, kocaman bir dilim pasta yiyin, sahilde yürüyüşe çıkın... Kısacası sizi ne mutlu ediyorsa o gün onu yapın.

 

13-) Sorumluluklarınızı sevin...

"Mutluluk insanın sorumluluklarını sevmesidir" Bu sözü yıllar önce bir kitapta okumuştum. Düşünsenize eşinizin, bebeğinizin, işinizin, evinizin, ailenizin, annenizin size yüklediği sorumlulukları seviyorsanız mutlusunuz demektir. Sizce de öyle değil mi?

 

14-) Yürüyüşe çıkın...

Temiz hava hem aklınızdaki sıkıntıları dağıtır, hem de size enerji verir. Bu güzel havalarda bebeğinizi yanınıza alarak parka gidin, sahilde yürüyün. Göreceksiniz hem size hem de bebeğinize mutluluk verecek.

 

15-) Tutkulu olun...

Seksin eğlenceli olduğu kadar harika bir stres giderici olduğunu unutmayın! Hem ayrıca seks kalorileri yakmak için de ideal bir yöntem...

 

16-) Kendinizi şımartın...

Çocuklarınızı güvendiğiniz bir arkadaşınıza ya da yakınınıza bırakın ve bir günü yalnızca kendinize ayırın. Bol köpüklü bir banyo hazırlayın ve vücudunuzu iyice dinlendirin. Banyo yaparken en beğendiğiniz parçayı dinleyerek gevşemeye çalışın.

 

17-) Düzenli egzersiz yapın...

Spor sayesinde hem daha güzel görünebilir hem de yepyeni bir uğraş edinmenin zevkini yaşayabilirsiniz. Unutmayın ki spor, insanın vücudu kadar zihnini de dinçleştiriyor.

 

18-)  Planlarınız konusunda kararlı olun...

Yapmak istediğiniz işler listesindeki konuları hatırlamakta bile güçlük mü çekiyorsunuz? Öyleyse, bir an önce kararlı bir şekilde listedekileri uygulamaya geçin. Yapacaklarınız azaldıkça kendinizi daha iyi hissedeceksiniz.

 

19-) Bir tanıdığınızı mutlu edin...

Bir arkadaşınızı ya da komşunuzu sevindirecek bir sürpriz yapın ya da onların dertlerine ortak olun. Bir başkasına yardım ederken kendi sorunlarınızın aklınızdan uçup gideceğini göreceksiniz...

 

20-) Hayatı sevin...

Bir an durun ve nelere sahip olduğunuzu iyi düşünün. Hiçbir şeyin göründüğü gibi kötü olmadığına inanarak sahip olduklarınız için teşekkür edin.

 

 

Tabağında, ağız tadına uymayan bir yiyecek bulduğun zaman,

şikayetçi olma.

Tabaklarında, karınlarını doyurmak için bile

hiçbir şey bulunmayan insanları düşün.

Sıkışmış bir trafikte, kendini umutsuz hissettiğin zaman,

şansız olduğunu sanma.

Dünyada, arabaya binme şansına hiç sahip olamayan kişileri

düşün.

İşinde, kötü bir gün geçirdiğin zaman, kendi kendine söylenme.

Yıllardır işsiz kalmış bir kişiyi düşün.

Yerleşim merkezinden kilometrelerce uzakta

araban bozulduğu zaman, yaşama küsme.

Doğduğu günden bu yana, böyle bir yürüyüş yapmayı özlemiş

bir felçliyi düşün.

Aynaya baktığında, saçındaki yeni bir beyaz saç teli daha seni

üzmesin.

Saçlarına yeniden sahip olmayı bekleyen ve kendisine

kemoterapi tedavisi uygulanan bir hastayı düşün.

Yaşamın anlamını ve amacını düşünmeye başladığında, kafan

karışmasın.

Bunu düşünmeye bile fırsatı olmayanları düşün.

Ve bir gün insanların sertliği, umursamazlığı, küçüklüğü

ve güvenilmezliği karşısında,

kendini aşağılanmış ve kurban edilmiş bir duygu içinde bulursan,

yine de gülebilmeyi dene.

Çevresindekilere sert, umursamaz, aşağılayıcı ve ezici davranan

bir kişi olmadığına şükret...

 

 

KaRiNcA KaRaRiNcA