|

Cat
Stevens'ı Yusuf İslam
olmaya götürecek yolda sayısız engel vardı. O pop şarkıcılığının zirvesine
çıkmış, adı Avrupa ve Amerika'da ün kazanmıştı. Maddî varlığı, serveti,
şöhreti ve hele de günümüzde, neredeyse dinin yerini alan çılgın bir müzik
furyasının sivrilttiği şahsiyetiyle Cat Setevens nasıl İslama geldi. imanı
seçti?Üstelik o, İslama karşı peşin hükümlerin ve hatta düşmanlıkların en
kesif yaşandığı İngiltere'nin başkenti Londra'daydı ve bir İngiliz
vatandaşıydı. Ama, Kur'an mücizesi onu o şartlar altında ve orada da
kurtarabilirdi. Çünkü Cat Stevens; bütün maddî refahına rağmen mutlu
olamıyor ve birşeylerin eksildiğini gönlünün derinliklerinde duyuyordu.
Cat Stevens, şöhretinin zirvesinde bulunduğu yıllarda hastalanmış ve
hastahanede yatmak zorundakalmıştı. Oradaki düşünceleri çok değişmiş,
çıktıktan sonra, insan île Allah illşkisini anlatmaya çalışan şarkılar
yazmıştı. İşte, tam bu sırada, daha önce Müslüman olan ağabeyi Davut
imdadına yetişti. Olayı kendisi şöyle anlatıyor:
"1975'de ağabeyim Kudüs şehrini ziyarete gitmişti. Ziyaret programında
Mescid-i Aksa da bulunuyordu. Camiye girer girmez içinde barışçı, doyurucu
garip hisler belirince, bana hakkında hiçbir şey bilmediğimiz bu dinden,
yani İslamdan bahseden bir kart atmıştı. Londra'ya döndüğünde, bana
Kur'an'ın aslıyla İngilizce tercümesini ihtiva eden bir kitap hediye etti.
Talihliydim ve Allah hayatımı aydınlatmak istemişti. Ağabeyimin okumam için
hediye ettiği Kur'an'ı okudum ve aradığınım bu din olduğunu anladım.
Allah'ın bana, beni hak yola irşad etmek için gönderdiği bir hidayetti bu.
Müslüman olmaya karar verdim. Allah'a şükrediyorum.
"Kur'an'la karşılaşıncaya kadar, hayatın gayesi bir sırdı benim için. Hayatı
ve her şeyi düzenleyen bir Hakîm'in varlığına inanıyordum; peki ama kimdi bu
görünmeyen san'atkar?
"Pek çok manevî-ruhî yollardan geçmiştim. Ne yazık ki hiçbiri beni
doyuramamıştı. Yönü olmayan bir kayık gibiydim. Fakat Kur'an'ı okuduğum
zaman, beni öyle bir hal bürüdü ki, sanki o benim için varedilmişti, ben de
onun için yaratılmıştım.
"Bir buçuk yıldan fazla bir süre durmadan Kur'an okudum. Ve bu süre içinde
hiçbir Müslümanla karşılaşmadım. Kur'an'ın mesajı içinde kendimi yitirmiştim.
İki tercih vardı önümde:
"Ya kendimi tümüyle teslim edecektim, ya da kendi müzik yolumda yürüyüp
gidecektim."
Ama müzik yolunu değil, Kur'an'a teslim olma yolunu seçti. Çünkü, daha ilk
sayfalarda Kur'an onu teslim almıştı. Şöyle anlatıyor:
"Fatiha Süresini okuduktan sonra, verdiği mesajın cihanşümul oldugunu
anlamaya başladım. Şimdiye kadar gördüğüm kitapların hiçbirine benzemiyordu.
Bütün kelimeler garip bir şekilde yakındı bana sanki, içimi bir yakınlık ve
erime duygusu kapladı. Okyanusunu bulmuş bir ırmak gibiydim.
"Kur'an her şeyin üzerinde dos doğru ve ap açık olup. herkesin
anlayabileceği kadar sadedir. Muhakkak ki, Allah tarafından gönderilmiştir
ve hiçbir fani tarafından da taklit edilemeyecektir. Çünkü, olduğu gibi
gerçektir. Makul bir dünyada İslama sadakat kabul görecektir. Fakat
insanlığın hepsi makul değil ki. Her birimiz, aklımızın yettiği kadar ve pek
de mükemmel olmayan yollarda, en iyi bildiğimiz gibi gitmekteyiz.
"Eğer inancımız olsaydı, birçok hatalı ve yanlış basamakları atlayacaktık.
Kötülüğün en esaslı kökü, bencillik ve gururdur. Bu hisler, insanı aynen
şeytan gibi düşmanlık ve ayrılıklara veya garip doktrinler ile sapık yollara
istek duymaya meylettirir.
"Kainatın büyüklüğü Ve yüceliği sizi hayrette bırakmıyor mu? Perde
arkasındaki o ilahî gücü görüp, kendinizi ona Verdiğinizde büyük bir huzura
kavuşacaksınız.
"Kardeşlerim, her şeyi hakkıyla bilen ve kendini tanıması için bizi yaratan
Allah'tan başkasına tapmayınız. O ki rahmet ve adaletiyle, ölüm ve hayatla,
yerleri ve gökleri kontrol eder.
"Dünyanın geçici güzelliğine aldanmayalım. Çünkü dünya, yalnız gelecek
günlere hazırlanma yeridir. Bütün peygamberler gerçeğin öğreticisidir. (Salat
ve selam onların üzerine olsun) Mukaddes Kitap Kur'an. Allah'tan korkan,
inanan, ibadetini yapan ve sadaka verenler için, mutlak bir Kitap'tır.
Allah'ın selamı üzerine olsun. O Peygamber'e Kur an 1400 yıl önce
vahyedilmiş ve ondan önceki her peygamber bu Kitap'ta tasdik edilmiştir.
"Son peygamber Hz. Muhammed (s.a.v.), cahillik ve kara günler içinde bulunan.
Hz. İbrahim'in getirdiği dinin kaybolmaya başladığı ve parçalara ayrıldığı
Mekke'de dünyaya geldi. İnsanlığa rahmet ve şefaat için gönderildi. O bütün
zamanların en mükemmel insanıdır.
"Kainat bir harmoni içinde yaratılmıştır. Sırları ve güzelliği sonsuzdur.
Gözlerimizle gördüğümüz, kulaklarımızla işittiğimiz, sadece bu kainatın bir
küçük parçasıdır. Geride kalanları pek işitemiyoruz.
"İnsanoğlu gerçeği bilmek için yaratıldı ve İslam insanlık için gerçek bir
kılavuz oldu. Kur'an bizi karanlık ve batıl inanışların içinden alıp, kainat
içindeki yerimizi göstererek aydınlığa çıkarmıştır. Gerçek ışığı arayanlar
için Kur'an yeterlidir ve onu doğru yola iletir. İnsanlık büyük bir ailedir,
fakat aşmamız gereken birçok engeller vardır. Nefsimizin baskısından
kurtulup, yaratılışımızın gerçek gayesini anlayabilmek, en büyük hedefimiz
olmalıdır."
Yusuf un Teslim Oluşu adıyla yazdığı kitabında dolu ve ince duygulu bir
müzik adamının gönlü çagıldıyor. Şöyle başlıyor kitabına:
"Pek çok arkadaşım neden Müslüman olduğumu merak ediyor, 'İslam nedir?'
diyorlar. Evet, hikayeme İslam'ın bugün sanılan anlamıyla basit bir din
olmadığını anlatmakla söze başlamam gerekir.
"O, hayatın ve tabiatın her cephesine hükmeden İlahi bir kanundur. O, teslim
olmak demektir. Bütün kainat bir muhabbet ve teslim olmak demektir. Bütün
kainat bir muhabbet ve teslimiyetten ibarettir. Ve hiçbir şey kendi
kaderinden kaçamaz. Bir defa bu muhteşem planın varlığıın sezip kabul
ettikten sonra, bütün yolların yalnız bir gerçeğe ulaştığı noktaya gelmiş
olursunuz. Artık kendinizle kavgayı bırakmış ve huzura garkolmuşsunuzdur;
Allah'a tatlı bir teslimiyetin içine girmişsinizdir."
İşte bu tatlı huzuru bulan Yusuf İslam, şöhretinin zirvesindeyken müziği
bıraktı. Bütün müzik aletlerini sattı. Plaklarının da gelirini ekleyerek,
bütün mal varlığım İslama adadı. Hedefi, önce Londra'da bir mescit
yaptırmaktı. Sonra da, Müslüman çocuklarının eğitileceği okullar yaptırmak
istiyordu. İlk olarak, Yusuf İslam'ın başkanlık ettiği bir teşkilat (İslamic
Circle Organisation) Londra'nın banliyölerinden. Brent'de Müslüman çocukları
için özel bir anaokulunu faaliyete geçirdi.
İngiltere'de şu sıralarda îslamî öğretim yapan özel okullar açılmış
bulunuyor. Hükümet, katolik ve Yahudi cemaatlerinin kurduğu okulları resmen
tanıdığı halde, Müslümanların ısrarla taleplerine rağmen, îslamî okulları
tanımaya yanaşmıyordu. Yusuf İslam ve arkadaşlarının çalışmaları bu açıdan
büyük önem taşıyor. Şu ana kadar yürütülen temaslar sonucu Anglikan Kilisesi,
Katolik Killsesi île Yahudi Cemaatinin desteklerini sağlayan grup, öteki
cemaatlere verilen hakkın kendilerine de tanınması için Eğitim Bakanlığı'nı
ikna edeceğe benziyor.
"Kendisiyle yapılan bir konuşmada Yusuf İslam:
"îngiltere'deki mevcut eğitim sisteminin îslamî bir şuur kazanmak isteğinin
gerçekleşmesine imkan vermediğini, bu sebeple. İngiltere'de yaşayan
Müslümanların resmen tanınmış cemaat okulları kurmalarının siyasî hakları
olduğunu" söyledi. Yusuf İslam, "öğretmen ve yöneticilerinin İslam'a sıkıca
bağlı olduğu ve ders programı île ders dışı çalışmalarda îslamî esasların
dikkate alındığı bir eğitim sistemini oluşturmak. biz müslümanların ilk
görevidir." diye ekledi.
"Kendisinin başında bulunduğu teşkilatça kurulan okul, mütevazi imkanlarla
çalışmaya başladı. 250.000 sterlin sermaye ile kurulan okulda yaşları üç ila
beş arasında 17 öğrenci bulunuyor. İlk merhalede bir anaokulu hüviyetinde
çalışan bu eğitim kurumuna kabullerini bekleyen yaklaşık 120 aday öğrenci
var...
"Tecrübeli eğitimciler tarafından çerçevesi çizilen ders programında, Kur'an,
Arapça, İngilizce, İslam esasları, îslam tarihi, çeşitli sosyal bilimler.
Matematik, sanat ve beden eğitimi dersleri bulunuyor.
"Yeterli malî kaynaklara sahip olmadığından kabarık aday listesini okula
kabul imkanı bulamadığını bildiren Yusuf İslam, en azından 100 öğrenciyi
barındıracak daha geniş bir yer anyor. Gerekli izini alır almaz okulu tam
teşekküllü bir ilk ve ortaokul haline dönüştüreceğini de bildiriyor. Böyle
bir izin verilmesi, aynı zamanda ingiliz Hükümetinden malî yardım almalarına
da kapı açmış olacak."
Yusuf İslam'ın Müslümanlığı bilhassa İngiltere'de geniş yankılar yaptı. Onun
faaliyetleri ve çalışmaları İngiliz gençliği üzerinde büyük ilgi uyandırıyor.
Bu ilgiyi değerlendiren İngiliz BBC Radyosu, onu 1984'ün ilk günlerinde
konuşturdu. Yusuf İslam, kendisine ayrılan radyo programına Kur'an okuyarak
başladı. Sonra da, bu ayetlerin İngilizce açıklamasını yaptı.
Radyo yetkilileri, programın dinleyiciler tarafından büyük ilgi gördüğünü
belirttiler.
Yusuf islam, eski hayranlarına, her fırsatta şöyle sesleniyor: "...Duygularımı
sizinle paylaşma fırsatı verdiğiniz için çok teşekkür ederim ve dilerim
Allah'tan siz de doğru yola gelesiniz. Müzik kalplerimizi bir araya
getirmişti ve yıllarca ümitlerimizin dili oldu. Yine bir parçası olarak
kalacak insanın, nasıl ölüm hayatın bir parçasıyla, nasıl ölümden sonra bir
hayat varsa; tıpkı onun gibi, müziğin ötesinde de bir dünya vardır."
Yusuf İslam ile yapılan röportajlardan bir seçim yaparak onu daha yakından
tanımak ve düşündüklerini anlamak mümkündür. Şimdi kısaca bakalım sorulara
ve cevaplara:
'Çocukluğunuzda dinî duygularınız nasıldı?"
" Annem İsveçli bir
Babtist, babam Kıbrıslı bir Rum Ortodokstu. Evde az veya çok az bir
Hıristiyanlık havası vardı. Londra'nın merkezinde eve en yakın bir Roma
Katoliklerinin okuluna gönderildim. Orada Allah'a inanmamızı öğrettiler. Ama,
Allah'a giden tek yolun İsa aracılığıyla olduğunu söylediler. Allah île
direkt bir ilişkimiz yoktu. Bu inancı kabul etmiştim. Çünkü ana-babamın
inancı böyleydi. Onların benden daha iyi bildiklerini farzederdim.
''11 yaşında iken karışık dinlerden öğrencilerin bulunduğu bir okula
gittigimde az veya çok kiliseden ayrılmıştım. Ama, İsa'nın üzerimdeki etkisi,
Teslis'in ne manaya geldiğini düşünmeden devam ediyordu.
"İslamla şereflenmeden önce yine dindar mıydınız?
Değildiyseniz, önceki inancınızı niçin değiştirdiniz? Sizi İslama çeken
özellik neydi?
"Dış dünya benim için çok çekici idi. Çok eğlenceli ve heyecanlıydı. Müziğe
başladığım sırada, dini daha ciddiye almam gerektiğine dair duygularım
olmasına rağmen, sözde bir Hıristiyan haline geldim.
Kilisenin akılcı yönü, pazar günleri günah işleyenlerin affedilmesi bana iki
yüzlülük gibi geldi. Bu düşünce kiliseden ayrılmama sebep oldu.
"15-16 yaşlarımda şarkı yazmaya başladım. 19'una ayak bastığımda ilk büyük
başarımı almıştım. Aşırı derecede içki ve sigara içiyordum. 20 yaşımda da
tüberküloz yüzünden hasta düşmüştüm. Hastalık, san'atımda bir duraklama
göstermişti. Hayatımı yeniden gözden geçirmem gerekti.
"Doğunun dinî felsefeleri île ilgilenmeye başladım. Hippilik dönemimde bu
bende tutkulaştı. Budizm hakkında kitaplar okumaya başladım. Budizmi, katı
ve dogmatik kilise öğretilerinden çok çok doyurucu buldum. Budistler gibi
kendimi bu dünyadan koparmak için et yemez oldum. Yoga yapmaya, tefekküre
dalmaya başladım. Bu, Hıristiyan din anlayışına karşı hoşlandığım ilginç bir
alternatifti. Ancak pratiği göçtü.
."Aslında inceleme merakı da sarmıştı beni. Ailemin Rum (Yunan) kökenine
doğru gittim. Pisagoras'ı ve her şeyin matematik formülle sonuçlanabileceği
ve kainatın matematik kaideler altında işleyebileceği teorisini öğrendim.
"Bunun da pratiği hala mümkün değildi. Bana nasıl yaşanabileceğini
söyleyemiyordu. Sonunda elime Kur-'an verilene kadar bana hiçbir dinin
yardımcı olamayacağını sandım. İslam hakkında az bir şeyler biliyordum.
îslamı, millî, yabancı bir kültür olarak değerlendiriyordum. Yani dinden çok,
bir inanç olarak değil de, bu asra ait olmayan bir medeniyet olarak
düşünüyordum. Tabii ki bu düşüncem, kitaplarda yazılan îslam ile
şekillenmişti.
"Kur'an-ı Kerîmi okuduğumda, yalnız bir Allah'ın ve dinin de yalnız bir din
olduğunu farkettim. Yine Kur'an'ın insanlara rehberlikte, hidayette ve
imanda en son olduğunu anladım. Kur'an'ı okuyuşumdan bir yıl sonra,
Kur'an'ın gösterdiği şekilde yaşamaya çalıştım.
"İslam, insanoğlunu sınıflara ayırmıyor. Tevhidi, nereye giderseniz gidin,
her konuda aynı kaideleri göreceğiniz kainatın gayesi olarak gördüm.
"îslamı her çağa uygulanabilecek buldum. Bu arada bir başka şey daha var.
Kur'an-ı Kerim kendisi bir mucizedir. îslamın önemi, insan ve ruhu ile
direkt olarak konuşmasıdır.
"Kur'an-ı Kerîmi okuduğumda, îslamın belli bir devir dini olmayıp, her çağda
ve mekanda uygulanabilir bir din olduğunu, diğer dinler gibi yetersiz
olmadığını gördüm. Kur'an-ı Kerîm, değişik seviyedeki insanları muhatap
alarak, ruhlarına gerçeği anlatan tek kitaptır. Bu sırrı keşfettiğimde kendi
kişiliğimi bulduğumu anladım.
"Bir gün birine rastladım. Londra'da yeni bir cami açıldığını söyledi bana.
Dinimi kabul etme zamanı gelmişti. 1977 kışında bir Cuma günü camiye gitmek
üzere evden ayrıldım. Cuma namazından sonra imama varıp Müslüman olmak
istedigimi söyledim. Müslümanlarla ilk temasım böyle oldu."
Yapageldiğiniz şeyleri aniden bırakmak ne kadar zor
olmuştur değil mi?
"Zor olmadı; çünkü,
içki. sigara ve faiz gibi aslında beni tüketmekte, olan kötülükleri bırakmam
gerektiğine içten inanıyordum. Ama, yine de eski arkadaşlarımdan kopmam
zordu. 'Neden İslamın mesajını kavrayamıyorlar' diyordum, kendi kendime...
îlişkilerimi kesmeden inancıma baglı kalmaya çalıştım. Fakat en nihayet bir
noktaya geldim ki, dinim için geçmişimle İslam arasına bir çizgi çekmem
gerektiğine karar verdim. Bu arada pek çok denemelerden geçtim. Söz gelimi,
Müslüman olmayan arkadaşlarımın arasında bulunurken, 'özür dilerim' diyor ve
sessizce namaz kılmaya gidiyordum. Nereye gittiğimi söylemiyordum onlara;
bunun biraz tuhaf kaçacağını düşünüyordum. Sonra, birgün namaz kılmak için
ayrıldığımın bilinmesi gerektiğine karar verdim. Hiç kimse karşı çıkmadı,
hem de saygıyla karşıladılar. Siz ayağa kalktığınız ve görevinizi yaptığınız
zaman, Allah sizin için kolaylaştıracaktır bunu; daha sonra da fazla bir
mes'elem olmadı."
Bir yönde siz. Batı toplumu ve kültüründen çıkıp
geldiniz. Şimdi, Batı hakkındaki değerlendirmeniz nedir?
"Batı kültürü makine
ve teknolojiye dayanır, insanlar makineden daha değersizleşiyorlar. Mesela,
şu insanoğlu hiçbir yerde bir planda yok. Esas olarak Batı kültürü boş bir
kültürdür. Acımasız ve gerçek bir öz varlığı yok. İnsanın gayesi, makine
için yaşamak değil, Allah'a kulluk ve onun hükümlerini yeryüzünde
uygulamaktır."
Müslüman olduktan sonra akrabalarınızla ilişkileriniz
nasıl oldu?
"Müslüman olarak
akrabalık (sıla-ı rahim) bağını koparmadım. îslamî sınırlar içinde
ilişkilerimi sürdürdüm. Onlan İslama davet ettim. Hepsi de Allah'ın
birligine ve Hz. Peygamber'in risaletine inanıyorlar. İçki içmiyorlar, ancak
günlük yaşayışlarında, davranışlarında bütün olarak İslam'ı uygulamıyorlar.
Bunun sebepi, şürüp gelen alışkanlıklar, kemikleşmiş ve donmuş Batı sosyal
yapısıdır. Bilindiği gibi, insan alışkanlıklarını kolay kolay terkedemiyor.
Bunun bir adım ilerisi onlar için İslama teslimiyettir, inşaallah... Şu anda
ailemizde ben ve eşim îslamı bütünüyle yaşamaya çalışıyoruz. (Yusuf İslam,
bir Müslüman Türk kızıyla evlidir.)
Müziğe karşı şu andaki tavrınız nasıl?
"Müzikle ilgili her
türlü çalışmadan kaçma tavrını benimsedim. Önceki düştüğüm tuzağa düşmekten
korkuyorum. Müzik zararsız bir zevk olabilir. Ama, Müslüman olarak
vazifelerimizi ihmale götürebilir. Ki, bu da tehlikeli olabilir. Yani müzik,
dikkatlice kullanılması gereken kuvvetli bir ilaç gibidir."
Bugün ve bu çağda pop dünyası. içinde Müslümanların da bulunduğu milyonlarca
insanı peşinden sürüklüyor. Bu konudaki görüşünüz nedir?
"Ne yazıktır ki, insanlar bugün bayağı arzuları için bir şeyler satın almaya
itilmiş durumda. Plaklar, filmler, bantlar ve magazin yayınlarının çoğu,
sadece para kazanmak için...
"Pop müziği dinlemek rüya görmek gibidir; ruha geçici bir esenlik sağlar. Bu
müziği dinleyenler umumiyetle 'gerçeğe' ulaşmak özlemi içinde olanlardır.
Müzik onlara kısa süreli bir ferahlık kazandırıyor, bunu 'modern hayat"
dediğimiz bu acımasız sistemden bir çeşit kaçış olarak değerlendirebiliriz.
.
İslam'ı kabul ettiğinizde babanızın tepkisi ne oldu?
Babam kısa bir süre
önce, benim Müslüman olmamdan memnun olarak öldü. Hatta ölüm döşeğinde iken,
o da kelime-i şehadet getirdi. Annem ise, Allah'a
hamdolsun, attığım adımlardan hoşnuttur, îyl bir Müslüman olan eşimi beraber
seçtik. Zaman zaman bizimle birlikte namaz kılmaktadır. Onun da yakında
Müslümanlığını ilan edeceğini umuyorum."
Eski hayatınızı özlediğiniz oluyor mu?
Hiçbir zaman. Çünkü ben, Rabbimin muhabbetine kavuştuğum için mutluyum» Bir
deyiş vardır: 'Hayat, ekmek gibi güzel kokuludur, ama yemesi kokuşu kadar
güzel değildir.' Hayattaki uzun tecrübelerim sonucu vardığım nokta budur. En
güzel şeyin, insanın kendi halinde ve Yaratıcısıyla ilişkisinden memnuniyeti
olduğuna inanıyorum. Sözlerimin en iyi delili de bugünkü halimdir. Çağdaş
medeniyetin bütün imkanlarına sahip olduğum zamanlarda içimde bir mutsuzluk,
bir boşluk hissediyordum. Ama şu an, Allah'a hamdolsun, yolumu buldum. Bir
insan için Allah'a yakın olarak Müslüman ve saliha bir eşle mutlu bir aile
içinde yaşamaktan daha güzel bir şey olamaz."
İslam ülkelerini ziyaret ettiniz mi?
" Evet, Allah'ın lütfuyla, 1979 başlarında umreye gittim, İnşaallah, yakında
Hac farizasını da yerine getirmeyi umuyorum."
Şimdi hangi İslami faaliyette bulunuyorsunuz?
"Biz (Cami Arkadaşları Cemiyeti) adı altında bir cemiyet kurduk. Gayemiz,
camiyi hayatımızın ana otağı haline getirmektir.
"Bugün bizler camiye geldigimizde yere bakarak geliyoruz. Çünkü, camiye
gelen çıplak ve süslü kadınların arkası kesilmiyor. Bu îslamî olmayan
şartlardan camileri kurtarmak gerekir. Cami bizim faaliyetlerimizin merkezi,
bizi birleştiren bir unsur olmalıdır. Aramızdaki ihtilafları bir yana
bırakarak camide birleşmeliyiz."
Siz İngiliz Müslümanları bu açıdan ne yapıyorsunuz?
"Ben ingiliz değilim, bir Müslümanım. Her şeyimi İslama bağlamış bir kişiyim.
Irkçılığa îslamın temel esprisl çerçevesinde karşıyım. Benim için önemli
olan îslamî uygulamak ve yaşatmaktır. Benim durumum ilk Müslümanların
durumundan farklı değil. Onlar cahili bir toplumdan İslama geldiler. Bu
günkü durum ise, önce Müslümanları İslama, sonra islam dışı kitleleri îslama
davet etmeyi gerektiriyor."hiç akıldan çıkarmayın; bir kişiyi îslama hidayet
edecek olan yalnızca Allah'tır."
Evet ama, bu ülkede îslam'a karşı haber-yayın organlarıyla yürütülen
propaganda öylesine büyük ki, halk İslam diye bir şeyin varliğından habersiz;
mevcut durum alışmış ve kanıksamış durumda. Böyle bir ortamda insanlara
nasıl ulaşabiliriz? Gerçek İslam'dan nasıl haberdar edebiliriz, onları?
Şurası bilinmelidir ki, son kararı veren daima insanların kendileridir;
kimse gazetelerde okuduğu herşeye veya duyduğu her habere hemen inanacak
kadar aptal değildir.
Bununla birlikte, Müslümanların davranışlarında bir takım kötü
alışkanlıkların yansıdığını görürlerse, herhalde okuduklarına inanmamazlık
etmeyeceklerdir.
"Bakın, tebliğ bizzat yapılır, îslamı yaymanın en iyi yolu arkadaşlıktır,
sahabeleşmektir. Bugünkü haber yarın için eski haberdir. İnsanlar pek çok
yalan ve yanlışlara maruz bırakılabilir, ama pek öyle etki altına da
alınamazlar. Onları en çok etkileyen şey, temas içinde oldukları, birarada
bulundukları kişilerdir.
"O halde, eğer Müslümansanız ve sözgelimi yakınlarınızdan biri îslamı
yaşamıyorsa, bir Tom'a, dick'e ve Henry'ye gitmeden önce bu yakınınıza
gitmelisiniz. Önce aileniz Müslüman olsun, güvenlik altına alınsın. Sadece
sizin Müslüman olmanız sizi cezadan kurtarmaz. Pek çoğumuzun hala İslamın
mesajını öğrenmeye ihtiyacı var."
Yusuf islam bu seslenişini son olarak bir kasetle yaptı, ilahilerle süslü bu
eser. ingilizce konuşanlara Peygamberimizin (a.s.m.) hayatını sanatkarane
biçimde anlatıyor.
Yusuf îslam, bütün islam dünyası ile de ilgileniyor. Bosna-Hersek'e tırlar
dolusu insanî yardım malzemesi ile ulaşıyor, Filistinli, hatta Filipinli
Müslümanlarla ilgileniyor. Kısacası, hayatını îslam'a hizmet etmeye
vakfetmiş ihlaslı bir Müslüman olarak hepimize örnek oluyor.
Cat Stevens adıyla parçası
da yer alır. Cat Stevens, 1970`in ikinci yarısında yayımladığı uluslar arası
bir başarı yakalayan Tea for the Tillerman albümüyle yoluna devam etti. Wild
World parçası bu albümdeki en beğenilen ve popüler parça oldu.
Matthew & Son (1966)
New Masters (1967)
Mona Bone Jakon (1970)
Tea for the Tillerman (1970)
Teaser and the Firecat (1971)
Catch Bull at Four (1972)
Foreigner (1973)
Buddha and the Chocolate Box (1974)
Saturnight (Live in Tokyo) (1974)
Numbers (1975)
Izitso (1977)
Back to Earth (1978)
Majikat (2005)
Gold (2005 derleme)
Birçok derleme ve antoloji..
Yusuf Islam adıyla
The Life of the Last Prophet (1995)
I Have No Cannons that Roar (1998)
Prayers of the Last Prophet (1999)
A is for Allah (2000)
I Look I See (2003)
|