www.karincakararinca.com
Ana Sayfa Kütüphane Kızılderililer Gök Günlüğü iletisim English
Sular yükseldikce balıklar karıncaları yer,sular çekildikce de karıncalar balıkları yer.  

 

 

OSMANLI'DAN VE TARIHTEN: BUNLARI BILIYOR MUYDUNUZ

 

Pasaport Farki

Sanli Osmanli Devleti'nin yikilmasindan sonra, son derece uzgun ihtiyar bir Urdunlunun, elindeki yeni Urdun pasaportuyla Isvicre sefaretine giderek: "Herkes bu pasaportla alay ediyor Eskiden Osmanli pasaportum varken selam dururlardi. Ben Osmanli teb'asiyim ne olur bunu degistirin" diye sefaret yetkililerine yalvardigini⦠(13)

 

Turk Kosesi

Devlet i Aliye yi Osmaniye'nin uc kitada at oynatip buyruk yuruttugu ihtisamli donemlerinde, Avrupa'da Turk hayat tarzi ve modasinin cok tesirli hale geldigini Evlerinde Turk kosesi bulundurmayan sosyete mensuplarinin ayiplandigini (14)

Reformun Boylesi

0 zamana kadar sadece batililarin kendi aralarinda duzenledikleri balolara, yanlis batililasma hareketinin bir parcasi olarak Turk devlet adamlari da katilinca 11829), baloda bulunan bir Fransiz kadinin oldukca dogru bir teshiste bulunarak Turkler reforma, bitirmeleri gereken yerden basladilar dedigini ...(15)

 

Birinci Dunya Savasinin Vahset Yillari

Birinci Dunya savasi siralarinda Musul'da halkin acliktan perisan durumlara dusup hergun sokaklarda kadin-erkek cocuk-ihtiyar bircok insanin inleye inleye olume gittiklerini ve buna bir care bulunamadiginiâ¦

Acliktan olen bu zavalli cocuklarin etlerini kasap dukkanlarinda koyun ve kuzu eti diye satan veya asci dukkanlarinda pisirip halka yedirme vahsetini gosteren on-oniki kisinin idam edildigini . (16)

 

Amerikan Yardimi (!)

Truman doktrini cercevesinde Amerika BirlesIk Devletleri'nden aldigimiz 69 milyon dolar askeri yardim ile elde edilen askeri techizatin bakimi icin ABD'ye her yil 400 milyon dolarlik bakim ve ithalat parasi harcamasi yaparak ne kadar karli bir anlasma (!) yaptigimizi (17)

 

Hayal Muessesesi

Teb'asini "Emanetullah" olarak goren Osmanli Devleti'nde, akil hastalarina bimarhanelerde son derece sefkatle muamele edilip ceviz karyolalarda, ipekli camasir ve carsaflarda yatirilip musIki ile tedavi edildigini.

Ayni donemde Avrupa'da ise, akil hastalarinin ruhuna seytan girmis denilerek diri diri yakildigini. . (18/a)

Istanbul'daki bimarhaneleri giren Mongeri Pere'nin: "Burasi Avrupa'nin asirlar sonra tahayyul edecegi bir hayal muessesidir dedigini ve Osmanli'nin uyguladigi bu musIki ile tedavi metodunun ABD'de ancak 1956 yilinda uygulamaya gecebildigini (18/b )

 

Ucuncu Dunyanin Kobaylari

Batida ilac uretmekle ilgili yonetmeliklerin son derece agir olup, bir ilacin piyasaya cikarilmadan once kobaylar uzerinde yeterince deneme yapilmasi gerektigini ve bunun ise uzun ve pahali bir surec oldugunu .

Buna care bulan batili humanistlerin(!), yeni gelistirdikleri denenmemis ilaclari ucuncu dunya ulkelerine pazarlayarak hem para kazanip, hem de milyonlarca gonullu kobay uzerin de ilaclarini denediklerini...

Ilac iyi ciktigi takdirde mallarini batida pazarladiklarini, kotu ciktiginda ise foyasi cikana kadar ucuncu dunya ulkelerine satmaya devam ettiklerini . . (19)

 

Ici Yivli Toplar ve Ecdadimizin Sizlayan Kemikleri

Yavuz Sultan Selim Han'in Ridaniye Savasi'nda, ileri goruslu babasi Sultan II Bayezid' in icadi olan "ici yivli toplari kullanarak buyuk basarilar elde ettigini..

Bugun ise bizlerin hala II Bayezid'in bu buyuk icadini tarih kitaplarimizda: "Yivli top 1868 de Almanlar tarafindan icad edildi" diye okutma gafletini gostererek ecdadimizin kemiklerini sizlattigimizi.. (20)

 

Tanzimat Donemi Ordusu

II Mahmut doneminde Osmanli ordusunun modernlestirilmesi icin danismanlikta bulunan Alman komutani Helmuth von Moltke'nin Tanzimat donemi ordusunun halini

"Bu ordu: kaputlari Rus, talimatnameleri Fransiz, tufekleri Belcika, sariklari Turk, egerleri Macar, kiliclari Ingiliz ve ogretmenleri her milletten, Avrupa sisteminde bir ordudur" diyerek tarif ettigini .(21)

 

Bediuzzaman'in Rizik Hususundaki Hassasiyeti

Ustad Bediuzzaman Said Nursi Hazretleri'nin 1924 yili yazinda Van'daki Erek dagina cikarak butun vaktini tesbihat ve munacat ile gecirdigi gunlerde, yaninda bulunan talebelerinin daglardaki yaban elmalarini koparip yemek istemeleri uzerine Ustad'in onlara izin vermeyip

"Bizim hissemiz baglar ve bahcedekilerdir Bizim rizkimizi Cenab-i Hakk oralarda tayin etmistir. Bu yabani meyveler yabani hayvanlarin rizkidir. Onlarin kismetine dokunmamamiz gerekir" dedigini� (22)

 

Milletlere Gore Fiyat Farki

Osmanli'nin son doneminde (1850) Istanbul'da uzun yillar kalmis bir batili tarihci olan M A Ubicini'nin sehirde yasayan degisIk milletlerin karakter yapilarini ogrendikten sonra, hatiralarinda:

"Bir kaide olarak, Ermeni ye istedigi paranin yarisini, Ruma ucte birini, Yahudi ye dortte birini veriniz. Fakat bir Muslumanla alisveris ettiginiz zaman istedigi fiyattan emin olunuz ve istedigini veriniz"diye yazdigini⦠(23)

 

Batida ve Osmanli'da Yalan

1717 - 1718 yillari arasinda Istanbul' da Ingiliz elciligi yapan G.Montagu nun hanimi Lady Montagu nun Osmanli toplumundaki ticaret ahlaki ile alakali hatiralarin da, oldukca enteresan bir sekilde:

"Ingiltere'de yalancilar yaptiklariyla ogunurler.

Burada ise (Osmanli'da) yalan soylediginden emin olundugu zaman yalancinin alnina kizgin demir basiliyor. Bu kanun eger bizde uygulanirsa ne kadar guzel yuzun bozuldugu, ne kadar kibar sinifina mensup kisilerin kaslarina kadar inen peruklarla dolasmaya mecbur kaldiklari gorulur. diye yazdigini⦠(24)

 

Marks'in Hayranligi

Seyh Samil liderligindeki Kafkas halkinin, istilaci Ruslara karsi olan istiklal savaslarinda gostermis olduklari buyuk direnis karsisinda Karl Marks' in:

"Hurriyetin nasil elde edilmesi lazim geldigini Kafkasya daglilarindan ibretle ogreniniz. Hur yasamak isteyenlerin nelere muktedir oldugunu gorunuz. Milletler, onlardan ders aliniz. .. " diyerek hayranligini itiraf etmek zorunda kaldigini... (25)

Osmanli Devleti'nde agaclara cok kiymet verilip koruma altina alindigini . . . Sultan ll. Abdulhamid devrinde, Belgrad ormanlarina zarar verip ormani tahrip ettikleri icin bir koyun kitle halinde surgun edildigini. . .(26)

 

Kin

Ikinci Dunya Harbi sonlarinda yapilan lise mezunlarinin olgunluk imtihanlarinda sorulan "Ormanlar ve Ormanlarin faydalari" isimli kompozisyon sualine talebelerim bazilarinin enteresan bir sekilde:"Turkiyemiz ormanlik bir ulkeydi, fakat o zalim padisahlar, yurdumuzu ormansiz biraktilar , gibi cevaplar verdiklerini . . .

Sebep olarak da; bu zavalli ogrencilerin oylesine bir kin terbiyesi icinde yetistirilerek Osmanli'yi kotulemeye oylesine alistirildiklarini ve boylece eger bir firsatini bulup da padisahlara hakaret ederlerse iyi not alacaklarina inandiklarindan dolayi boyle cevaplar verdiklerini... (27)

 

Ecdad Nesline Hurmet

Merhum Adnan Menderes'in, Istanbul'un imari faaliyetlerinin baslatildigi l950'li yillarin birinde, gece yarisi cennetmekan Sultan Abdulhamid Han'in muhterem kerimeleri Ayse Osmanoglu ile annesi Musfika Kadinefendi'nin kaldigi evin kapisini calarak gizlice iceri girip her ikisinin de ellerini optukten sonra :

"Siz bize veli nimetlerimizin emanetlerisiniz. Fakat maalesef sizlerle bugune kadar alakadar olamadim. Cok ozur dilerim Cevremiz boyle tavirlari hazmedemeyecek insanlarla dolu!... " dedigini... Daha sonra da, Osmanli'nin bu aziz analarina, kimseye muhtac olmamalari icin, icinde 10.000 lira bulunan bir zarf birakip ayrica tahsisat-i mestureden (ortulu odenek) maas bagladigini ve 2 7 Mayis'da bu paranin kesildigini... (28)

 

Peygamber Evine Benzeyen Ev

Gonuller sultani Mevlana Hazretleri'nin hizmetcisine: Bu gun evimizde yiyip icecek birsey var mi?" diye sorup, hizmetcisinin de "Hayir hic birsey yok" diye cevap vermesi uzerine sevince garkolup ellerini Yuce Dergah'a acarak:

"Allahim, sana sukurler olsun ki, evimiz bugun Peygamber evine benziyor" diye Muhammed Mustafa'nin(sav) yolunun tozu oldugunu gosterdigini,,. (29)

 

Essiz Misafirperverlik

Osmanli askeri teskilatini Avrupa'ya tanitmis olmakla meshur Comte de Marsigli'nin, Turk toplumunun misafirperverligi ile alakali olarak :

"Turkler hicbir din farki gozetmeksizin butun yabancilara karsi son derece misafirperverdirler. Ana yollar civarindaki koylerde oturanlardan hali vakti yerinde olanlar oyleden evvel ve aksamustu gezintiye cikip yolcu bulmaya calisirlar. Eger bulacak olurlarsa evlerine davet ederler ve hatta cok defa misafirin hangi evde agirlanacagini tayin ederken kavgaya bile tutusurlar." dedigini (30)

 

Vahsetin Boylesi

1096 yilinda Haclilarin Kudus'e girerek 40. 000 Muslumani kilictan gecirdikten sonra Godofroi do Buygom' un Papa II Urban' a yazdigi mektupta:

`Kudus'te bulunan butun Muslumanlari katlettik, malumunuz olsun ki, Suleyman Mabedi'nde atlarimizin diz kapaklarina kadar Musluman kanina batmis olarak yuruyoruz. " diyerek barbarliklarini belgelediklerini...(31)

 

Insanligin En Muhtesem Harikasi

Osmanli ictimai yapisi uzerine uzman olan Erlanyen Universitesi profesorlerinden Hutterrohta:

"Osmanli Devleti, genis topraklarini ve uzerindeki cesitli kavimleri, Topkapi Sarayi'ndan mukemmel bir sekilde idare ediyordu. O saray da batidaki en mutevazi bir derebeyinin sarayi kadar bile buyuk degildi. Bu nasil oluyordu?" diye soruldugunda, Profesor Hutterroht'un:

"Sirrini cozebilmis degilim. 16. asirda Filistin'in sosyal yapisi uzerinde calisirken oyle kayitlar gordum ki hayretler icinde kaldim. Osmanli, uc yil sonra bir koyden gececek askeri birligin oyle yemeginden sonra yiyecegi uzumun nereden gelecegini planlamisti. Herhalde Osmanli, devlet olarak insanligin en muhtesem harikasidir" diye cevap verdigini. . .(32)

 

Enderun Okulu

Uc kitada alti asirlik bir hukumranlik sanli ecdadimizin devlet ve medeniyet mirasinin sirlarinin bulundugu ve dunyanin en buyuk arsivi olan Osmanli Arsivi'ni, bizler dogru durust incelememisken, bine yakin Amerikali ile yuze yakin Israilli tarihcinin yillarca didik didik ettigini. ..

Bugun ABD'de sadece "Enderun okulu" hakkinda hazirlanan uzman eserlerin ve doktora tezlerinin sayisinin 350 tane oldugunu. . .(33)

 

Ziya Gokalp'in Olumu

Turkculuk fikrinin unlu simalarindan biri olan Ziya Gokalp'in hayatinin son anlarinda Fransiz hastanesinde yatarken ebedi aleme intikal etmeden bir gece once, mukaddesata galiz kufurler ederek basini duvarlara vura vura oldugunu

Cesedinin de hastane morgunda Hiristiyan geleneklerine gore muamele yapilarak kaldirildigini... (34)

 

Sozunun Eri Olmak

Mehmet Akif Ersoy'un sozunun eri bir insan oldugunu ve soz verdigi seyi yerine getirmek icin olumden baska hicbir seyin onu engellemedigini...

Istanbul Vanikoy'de oturan bir ahbabi ile oyleden bir saat once bulusmak icin sozlestiklerinde, o gun yagmurlu, firtinali bir gun olup her tarafi sel bastigi halde Mehmet Akif' in binbir zorlukla sirilsIklam vaziyette soz verdigi yere vaktinde geldigini, fakat arkadasinin gelmemesi uzerine cekip gittigini... Ertesi gun. ozur dilemek icin gelen arkadasini dinlemeyip: "Bir soz ya olum veya ona yakin bir felaketle yerine getirilmezse mazur gorulebilir" diyerek tam alti ay o arkadasiyla konusmadigini... (35)

 

Kizilca Bugdayi

ABD'nin 1890 yilina kadar bizim Tuna boylarimizda yetisen "kizilca" ismi verilen bugdayimizi ithal ederek tohumluk olarak kullandigini ve bununla halkini besledigini. .. (36)

 

Biliyor muydunuz?..

 

· Dördüncü Murat'ın Sporculuğu

· İslam'ın Boğazına Geçirilmeye Çalışılan İp

· Eski Bir Hamam Kitabesi

· Bir Ahlak Kahramanıydı

· Yavuz'un Tevazuu

· Rus Çarı'na Tokat Gibi Cevap

· Batılı Gözüyle Türkler

· İslam'ı Parçalama Planları

· Enteresan Bir Tüzük

· Fakir Ama İzzetli Bir Hayat

· Sin Şın a Girdiğinde

· Tokat

· Çocuğunu Satılığa Çıkaran Kadın

· Ulu Çınarın Serencamı

· Evren Paşa ve Osmanlıca

· Fatih İle Napolyon Arasındaki Fark

· Uluğ Bey ve Rasathanesi

· Kasırgadan Seher Yeline 

 

Dördüncü Murat'ın Sporculuğu

Osmanoğulları'nın on yedinci padişahı olan Bağdat Fatihi IV. Murat'ın çok kuvvetli biri olduğunu...

Bir gün sarayda Murat Han'ın, musahibi Musa Paşayı sağ eliyle kuşağından tutup kaldırarak ve öylece Has Odayı dolaştırdığını ve sonra da en küçük bir yorgunluk ve tıknefeslilik göstermeden, paşayı kaldırdığı gibi tek elle yavaşça zemine bıraktığını...

Bir cirit mızrağı ile, arka arkaya konan dokuz kalkanı bir atışta deldiğini...

200 okkalık bir gürzü kolayca kaldırıp salladıktan sonra fırlatabildiğini...

Savaş zamanlarında metrise girip topla nişan alıp düşmana isabet kaydettiğini...

Ve İstanbul Okmeydanı'ndaki kemankeşlik müsabakalarda 1070,5 gez (706. 5cm) mesafeye okunu ulaştırıp rekor kırdığını ve okun düşdüğü yere rekorunu belgeleyen menzil taşı dikildiğini...

Musul'da bulunduğu bir sırada oraya gelen Hint elçisinin "tüfek ve kılıç kar eylemez" diye hediye ettiği fil kulağından yapılma üzeri gergedan postu kaplı çok sağlam siperi (kalkanı) el mızrağı ile ortasından deldiğinı ve içini altın ile doldurup elçiye geri hediye ettiğini...

 

 

İslam'ın Boğazına Geçirilmeye Çalışılan İp

İlk olarak Avrupa'yı Ümit Burnu üzerinden doğuya bağlayan deniz yolunu keşfetmesiyle dünya sömürgecilik tarihinde yeni bir dönem açan "İsa tarikatı şövalyesi" Portekizli denizci Vasco da Gama(1460-1524)'nın Güney Hind adalarına ulaştığında:

"İşte şimdi İslam'ın boğazına ipi geçirdik. Bu ip çekilmeye devam edecek, neticede boğaz sıkılacak ve Müslümanlık ölecektir." dediğini...

 

 

Eski Bir Hamam Kitabesi

Eski İstanbul' un hamam kitabelerinden birinde karakter temizliğinin ehemmiyetini vurgulamak için:

"Tıynetin na-pak ise, Hayr umma sen germabeden Önce tathir-i kalb et, sonra tathir-i beden." Yani (Kötü huylu, kirli karakterli bir kimse isen, hamamdan bir şey bekleme. Temizlik istiyorsan evvela kalbini temizle, sonra da bedenini..) diye yazdığını...

 

 

Bir Ahlak Kahramanıydı

Vatan şairimiz Mehmet Akif Ersoy'un yakın dostu olan Mithat Cemal Kuntay'ın, Akif'le olan arkadaşlık münasebetini anlatırken yıllarca onun kusurlarını ve falsolarını araştırdığını ve otuz beş yıl sonra onun karakterini kağıda dökerken, hayranlık hisleri içinde:

"İlk tanıdığım zaman ona inanmadım. Bir insan bu kadar temiz olamazdı. Fena aktör melek rolünü oynamaktan bir gün yorulacaktı. Gayri tabii bir faziletten yorulan yüzünü bir gün görecektim. Fakat otuz beş sene bugün gelmedi.

Otuz beş sene onun yanından her çıkışımda kendime hep bu sualleri sordum: Bu tevazu, kendi kendini inkar edercesine nasıl çıkıyordu? Mahrumiyetlerden yılmayan seciyesiyle kendisini nasıl kahraman sanmıyordu? Onu yakından tanıyanlar için, her geçen gün, nasıl onun lehine geçen bir gün oluyordu? Onun temizliği yanında insan kendi günahlarından muzdarip olurken, o kendisinin sizden başka olduğunu nasıl görmüyordu?

Onda bütünlük vardı; Kininde de, evlatlık, babalık, kardeşlik kuvvetini alan dostluğunda da, bütünlük... Dostunu, sevmek kelimesinin noksansız mefhumuyla seviyordu: Öldüğü zaman düştüğü zaman, dünya aleyhine döndüğü zaman, yanında olmadığı vakit ve sevmeyenlerin yanında bulunsa bile diye yazdığını...

 

 

Yavuz'un Tevazuu

Büyük Cihangir Yavuz Sultan Selim'in günde üç saat uyku uyuyup tahta kaşıkla tek çeşit yemek yediğini...

Herhangi bir saray halkından ayırt edilemeyecek kadar sade giyindiğini ve bunun sebebini soranlara:

"Vezirlerin ve beylerin süslü giyinmeleri, padişahlarına saygıdan ileri gelir. Biz kime şirin görünmek için süslü giyinelim ki? Bizim Padişahımız (Allah c.c.) vücudun dışına değil, içindeki cevhere(imana) bakar" diye veciz bir cevap verdiğini...

 

Rus Çarı'na Tokat Gibi Cevap

İmkansızlıklar içinde Kafkasya dağlarında yıllarca sürdürdüğü özgürlük mücadelesinden sonra Ruslara esir düşen Kafkas kartalı Şeyh Şamil'in büyük bir törenle Petersburg'a getirilip, şerefine büyük balo düzenlendiğini ve Çar ll. Aleksandr'ın Şamil'e bu baloyu nasıl bulduğunu sorması üzerine Büyük İmam'ın:

"Çar hazretlerine meçhul değildir ki Cenab-ı Hak dünyayı Hristiyanlara ve ahireti Müslümanlara vaad buyurmuşlar. O İlahi 'Cennet'e gidemeyeceğinize göre, dünyayı Cennet'e çevirmekte çok isabet buyurmuşsunuz" diye müthiş bir cevap verdiğini...

 

 

Batılı Gözüyle Türkler

Birçok batılı yazarın, Osmanlı'yı muhteşem yapan dinamikleri öğrenmek gayesi ile bizim topraklarımıza seyahatler tertip ettiğini...

Bunlardan biri olan Edmondo De Amicis'in İstanbul adlı eserinde Türklerin özellikleriyle alakalı olarak:

Türkler, uzak ve belirsiz bir şeyleri düşünen insanların görünümüne sahipler. Hepsi de sabit fikre dalmış filozof veya bulundukları yeri ve çevrelerindeki şeyleri fark etmeksizin yürüyen uyur gezerler gibi görünmektedirler.

Hepsi de büyük ufukları seyretmeye alışmış kimseler gibi ileriye ve uzaklara bakan ve gözlerinde ve ağızlarında belli bir üzüntü ifadesi vardır" diye yazdığını...

 

 

İslam'ı Parçalama Planları

Napolyon Bonapart'ın sömürmek gayesi ile gittiği Mısır'ı işgali sırasında beraberinde getirdiği "Yakın Doğu Toplumu ve Kültürü" kitabının yazarı bir Fransız araştırmacısının:

"Biz her İslam ülkesinde İslam öncesi kültürleri ortaya çıkarmak için toprağı kazdık. Tabiatıyla, İslam öncesi inançları Müslümanlara giydirmek mümkün değildir. Fakat çocuklarını, İslamiyetle o eski medeniyetler arasında mütereddit kılmak bize yetiyordu" diyerek sinsi düşüncelerini ortaya koyduğunu...

 

 

Enteresan Bir Tüzük

Osmanlı'da esnaf ve sanatkarlar hakkındaki tüzüklerden "hamamcılar" ile ilgili kısmında:

"... Kafir başını ve uyuş başını tıraş ettiği ustura ile Müslümanların başını tıraş etmeyeler, onun gibilerin usturaları ayrı ola. Ve natır (hizmetli), futayı (peştemal) pak ve temiz tuta ve adamına göre futa vere. Delikli ve kısa futa olmaya ve kafire ayrı futa vereler. Verdikleri futanın ayrı işareti ola. Ve kafir yüzünü sildiği rida ile Müslüman yüzünü silmeye. Velhasıl Müslümanların her nesnesi ayrı ola. Eğer inad ederlerse muhkem ta'zir edip haklarından geline" diye yazdığını...

 

 

Fakir Ama İzzetli Bir Hayat

İstiklal marşımızın yaslı şairi Mehmet Akif Ersoy'un hayatının hep fakr u zaruretler içinde geçtiğini...

Memleketinden ayrılıp Mısır' a gittiğinde evinde eşya namına sadece birkaç kanepe, iki demir ayak üzerine konulmuş bir kaç tahtadan ibaret karyola vazifesi görür birşey bir hasır seccade, bir nalın ve bir divit bulunduğunu.

Ve bu büyük üstadın evden eve taşınırken konu komşu eşyalarını görmesin diye geceleri taşındığını...

 

 

Sin Şın a Girdiğinde

15 Aralık l516’da Şam'a giren Yavuz Sultan Selim Han'ın, metruk halde bulunan Muhyiddin-i Arabi'nin türbesini ortaya çıkarttığını ve vefatından önce "Sin (Selim), Şın’a (Şam) girdiğinde benim kabrim ortaya çıkacaktır" diyen Muhyiddin Arabi'nin kerametinin gerçekleştiğini...

 

 

Tokat

Bursa'yı Yunanlılar işgal ettiğinde Pir Emir türbesine bakan türbedarın, mezarı bastonla dürtüp:

"Ya pir Bursa'yı Yunanlılar işgal etti, kalk kurtar dediğini ve türbedarın gece rüyasında Pir Emir Hazretlerini görüp, Emir'in kendisine:

"Behey ahmak, vatanı düşmandan kurtarmak ölülerin değil dirilerin hakkıdır!" diyerek hışımla bir tokat aşkettiğini ve türbedarın korku içinde uyandığında çenesinin yamulmuş olduğunu gördüğünü ölünceye kadar çenesinin düzelmediğini...

 

 

Çocuğunu Satılığa Çıkaran Kadın

Çok zor şartlar altında devleti 33 yıl dahice idare eden Abdulhamid Han'ın Osmanlı tahtından indirilmesinden sonra Osmanlı Devleti'nin başına Balkan gailesi açılıp, Sırp, Yunan, Bulgar ve Karadağlı çapulcuların İstanbul önlerine kadar gelmeleri üzerine, binlerce kilometre ötedeki Müslüman Hintli kardeşlerimizin, İslam'ın son hür kalesi olan Hilafet merkezi Osmanlı'ya yardım elini uzatmak için çırpındıklarını...

Genç kızların çeyizlerini, ihtiyarların cenaze masrafları için bir köşeye ayırdıkları paralara kadar neleri varsa ortaya dökdüklerini, bu yardım toplama kampanyası sırasında Peşaver'de çok fakir bir kadının, verecek birşeyi olmaması üzerine kucağındaki mini mini yavrusunu halka gösterip onu satılığa çıkartıp, karşılığında alacağı parayı Osmanlı'ya yardım için vereceğini ilan ettiğini...

 

 

Ulu Çınarın Serencamı

Şanlı Osmanlı Devleti'nin 1299 yılında kurulup 1922 yılında tarihe intikal ederek benzersiz bir şekilde 623 yıl gibi uzun bir süre varlığını sürdürdüğünü...

Bu Kerim Devlet'in, kuruluşundan 230 yıl sonra Viyana kapılarına dayanarak, bir mille ve devletin; başka ırk, başka dil, başka din ve başka kültür dünyasına, bu kadar kısa zaman içinde böylesine hakim olup tesir edişine tarihte başka hiç rastlanılmadığını...

Fakat aynı tarihin, bu bu koca Osmanlı Devleti'nin 46 yıl gibi çok kısa bir süre içinde mahvoluşundaki süratine de şahit olmadığını...

 

 

Evren Paşa ve Osmanlıca

12 Eylül ihtilalinin baş mimarı ve 7. Cumhurbaşkanı Kenan Evren'in, bir mevzu münasebetiyle Osmanlıca'nın mükemmelliğinden:

"Ben Osmanlıca yazıyı rahat okurum ve bütün notlarımı eski yazıyla tutarım. Bunun Atatürkçülüğe aykırı bir tarafı yok. Bir kere ortalıkta kaldığı zaman herkes okuyamıyor. İkincisi bir çeşit steno olmuş oluyor. diye bahsettiğini...

 

 

Fatih İle Napolyon Arasındaki Fark

Adı dünya tarihindeki büyük kumandanlar arasında anılan Napolyon Bonapart'a, Saint Helena adasında hapis bulunduğu sırada "Kimler büyük adamdır?" diye sormaları üzerine Bonapart'ın Fatih Sultan Mehmed'den bahsederek:

"Büyüklükte ben onun çırağı bile olamam. 'Niçin?' derseniz, bana pek acı gelen bir gerçeği açıklamam icap eder ki o da şudur..

Ben kılıçla fethettiğim yerleri, hayatta iken geri vermiş bir bedbahtım. O ise, fethettiği yerleri nesilden nesile intikal ettirmenin sırrına ermiş bir bahtiyardır" diyerek bir hakikati ortaya koyduğunu...

Biliyor muydunuz?

 

 

Uluğ Bey ve Rasathanesi

Büyük İslam astronomu ve devlet adamı Uluğ Bey' in 11394/1449), Semerkant'da kurmuş olduğu rasathanesinde, yeryüzünün güneş etrafındaki tam devrini yani bir yılı, 365 yeryüzünün güneş gün 6 saat, 9 dakika, 6 saniye olarak hesapladığını...

Aradan asırlar geçip 20. yüzyılın en modern cihazları ile yapılan hesaplarla, Uluğ Bey'in hesapları arasında sadece 58 saniye farkın bulunduğunu...

 

 

Kasırgadan Seher Yeline

İtalyan şairi Tasse 'nin, Türkleri tanıdıktan sonra, onlar hakkındaki görüşlerini hayranlık içinde:

Deviren, kırıp-döken, silip-süpüren yaman bir kasırgayı seher gibi yumuşatmak mümkün müdür? Korkunç dalgalarını kabarta kabarta yürüyen bir denizi birden sakinleştirmek kabil midir.?Yıldırımı güle çevirmek imkanı var mıdır? İnsanlar bu sorulara 'hayır, hayır' demekte tereddüt etmez değil mi? Halbuki ben, kasırganın seher yeline,Coşkun denizin sevimli bir göle, yıldırımın güle inkılap ettiğini gördüm. Türkten bahsediyorum. Düşmanına saldırırken amansız bir kasırgaya, korkunç bir denize ve insafsız bır yıldırıma benzeyen Türk, dost yanında ve silahsız kalmış bir düşmanın karşısında bir seher yelidir,bir güldür" diyerek ifade ettiğini...

Biliyor muydunuz?

 

 

 

KaRiNcA KaRaRiNcA