www.karincakararinca.com
Ana Sayfa Kütüphane Kızılderililer Gök Günlüğü iletisim English
Sular yükseldikce balıklar karıncaları yer,sular çekildikce de karıncalar balıkları yer.  

 

Kizilderililer ve Sözlü Hikaye Anlatimlari Üzerine

 

Günümüzde Kizilderili Edebiyatini olusturmus olan akim, geleneksel sözlü hikaye anlatimindan ortaya çikmistir. Hikaye anlatimi insanoglu için daima hayali ve yaratici bir deneyim olmustur. Yerliler, bu deneyim içerisinde, çocuklarin hikayeleri dinleyerek büyüdüklerini ve böylelikle de olgunlastiklarini söylerler. Kizilderililere göre, hikaye duymayan çocuklar kötü yetisebilir ve iyi kalpli yetiskinler haline gelemeyebilirler. Bu inanca göre, yeni nesil bir yandan eglendirilmeli, diger yandan ise egitilmelidir. Egitim kaçinilmaz olduguna göre hikayelerle egitmek en dogru yollardan biridir.

 

Kizilderili Edebiyati'ni anlamak için gerekli olan bilgi; tarihi, mitolojiyi, ve bu kültürün kendine has inanislarini içinde barindirir. Sözlü edebiyat, bu zengin kültürün özünü olusturmaktadir, dolayisiyla vazgeçilmez bir unsur olarak karsimiza çikmaktadir. Yazili edebiyatin eksikligi ya da azligi çogu zaman beyaz irk tarafinca kullanilan bir ifadedir ve bu ifade yeterince objektif degildir. Ortada oldukça zengin bir edebiyat olmasina karsin, ne yazik ki bu göz ardi edilmis ve yazili olmadigi gerekçesiyle pek önemsenmemistir. Oysa yerliler, neredeyse tüm gelenek, görenek, inanç ve degerlerini çesitli mitlerle süslemis, bunlari hikayelerinde kullanmis ve mizahla yogurmustur. Ardindan tarihsel zenginlikle donatip yeni nesillere sunmustur. Hikayelerin akilda kalmasina ve kulaktan kulaga aktarilmasinda da elbette bunlar etkili olmustur. Bilinmesi gereken bir diger unsur ise bu insanlarin yazili edebiyata gereksinim duymayislaridir. Sözlü anlatimlarla kendilerini çok güzel bir biçimde ifade edebilen yetenekli kabile üyeleri, kisisel hayat tecrübelerini de hikayelerine katmaktadirlar. Bu tip bir paylasim onlar için haz ve huzur vericidir. Bir nevi meditasyon islevi vardir.

 

Hikayelerde bilgi aktarimi büyük rol oynar ve günlük olaylar çesitli doga üstü olaylarla bütünlesmis olarak karsimiza çikar. Hikaye anlaticilari, tipki tarih bilimcileri gibi hareket eder. Dolayisiyla her hikayenin bir tarihi, bir de vermesi gereken önemli bir mesaji vardir. Bunlar, bazen sasirtici olabilecekleri gibi ayni zamanda trajik ve komik öykülerdir. Dinleyiciler ögrenci, anlaticilar ise ögretmen konumundadir. Simon Ortiz 'Survival This Way' adli kitabinda su sözlere yer verir: 'Hikaye anlatmalisin. Hayatin anlam içermesi ve devam edebilmesi için bu kaçinilmazdir.' (Bruchac 1987: 228) Böylelikle geçmisin derinliklerinden gelen öyküler, vazgeçilmez hikayeler olarak yeni nesillere ulasmaktadir. N. Scott Momaday 'The Man Made Of Words' da söyle yazmistir: 'Hikaye anlatimi hayal ürünüdür ve doga yaraticidir. Insanoglu kendi deneyimlerini anlayabilmek için hikaye anlatir. Bu ne olursa olsun, ne tür bir tecrübe olursa olsun, insanlari bir araya getirir. Hos bir paylasim duygusu tadilir.'

 

Bu aktarim esnasinda hikaye anlaticilarina önemli bir görev düser. Tüm hüner ve beceriler, vücut dilini dogru kullanma, ses ve ton ayari gibi unsurlar hislerin dogru aktariminda önemli rol alir. Geçmisteki her olay böylelikle günümüze tasinir ve kültürel bir paylasim gerçeklesir. Bu paylasim zevkle , coskuyla gerçeklesir. Kizilderililer, bu iletisim köprüsü sayesinde ortak bir güç etrafinda toplanir ve problemlerine ortak çözümler üretirler. Bu topluluk ruhu sayesinde kendilerini birer birey olarak degil, büyük bir aile olarak görürler. Davranislari da tamamen bu paylasima dayanir. Eski bir atasözü söyle der: 'Kizilderililer diger insanlardan farkli düsünürler. Beyaz irka göre zenginlik maddiyata baglidir. Oysa bizlere göre zenginlik ailedeki, klandaki kisi sayisidir. Bir klana bagli olabilmek, ya da akrabalik derecesi esas zenginliktir.' Ne yazik ki bu inanis, günümüz Amerikan kültürüyle pek bagdasmaz. Bilgelik, yaslilik ve sayginlik, yerliler için izinden gidilmesi gereken üçlü bir yoldur. Ve bu yolda yürümek insanin yararinadir. Kizilderililer klan ayrimi yapmaksizin bu yolda yürür ve herhangi bir ayrim gözetilmez. Kisisel zaferlerin bu yolda bir degeri yoktur. Ben merkezci olmayan, birlik ve beraberlik içinde hareket eden bu insanlarin dilleri incelendiginde de 'ben' kelimesinin olmadigi görülür. Onun yerini 'biz' sözcügü almistir. Bu tek kelime bile bizlerde hayranlik uyandirabilir.

 

Hayranliga bile sebep olan bu tip paylasimlarda, büyükannelerin ya da büyükbabalarin payi büyüktür. Büyükanneler kutsal yaratilis hikayeleriyle geçmisi günümüze tasir çünkü geçmise en yakin onlardir. Torunlara anlatilan öyküler araciligiyla, kabiledeki en yasli birey ile en küçük birey arasinda özel ve kuvvetli bir bag olusturulur. Hatta bu bagi daha da saglamlastirmak amaciyla çocuklara 'küçük büyükanne" ya da 'küçük büyükbaba' lakaplari bile takilir. Bu isimler araciligiyla da kusaklar arasindaki fark kapatilmaya çalisilir. Büyükanneleri ise anneler takip eder çünkü kadinlar hikaye anlatim ve aktariminda daima belirgin bir yere sahip olmuslardir. Kültürel zemini olusturan ve toplumsal degeri aktif olarak ileten ya da iletilmesini saglayan kisiler gene kadinlardir.

 

Anlatilan bu hikayeler genellikle birbirinden bagimsiz ele alinabilir ancak tüm hikayeler bir bütünü olusturur. Çogu zaman bir hikaye baska bir hikayeyi hatirlattigindan, öyküler birbirini takip eder. Böylelikle süreklilik fikri karsimiza çikar. Bu süreklilik fikri artik Kizilderililerin hayatta kalabilmek için uyguladiklari bir metot haline gelmistir. Süreklilik onlari hayata bagladigindan, hiçbir zaman bu sözlü hikayeler önemlerini yitirmeyecek ve daima yerli kültürünün felsefi yapisinda yer alacaktir. Yerliler, böyle bir anlayisla sözlü anlatim gelenegini sürdürecek, hatta gerektiginde anlatim tekniklerini yeniden yapilandirarak, bu öykülere kuvvetli anlamlar yükleyecektir.

 

 

 

Ece Perçinler    (Çalakalem dergisinden alinmistir)

 

 

 

KaRiNcA KaRaRiNcA