
Samanyolu galaksisinin de uzayın geneli düşünüldüğünde çok "küçük"
bir yer oluşudur. Çünkü uzayda başka galaksiler de vardır, hem de tahminlere
göre, yaklaşık 300 milyar kadar!... George Greenstein, bu akıl almaz
büyüklükle ilgili, The Symbiotic Universe (Simbiyotik Evren) adlı kitabında
şöyle yazar:
Eğer yıldızlar birbirlerine biraz daha yakın olsalar, astrofizik çok da
farklı olmazdı. Yıldızlarda, nebulalarda ve diğer gök cisimlerinde süregiden
temel fiziksel işlemlerde hiçbir değişim gerçekleşmezdi. Uzak bir noktadan
bakıldığında, galaksimizin görünüşü de şimdikiyle aynı olurdu. Tek fark,
gece çimler üzerine uzanıp da izlediğim gökyüzünde çok daha fazla sayıda
yıldız bulunması olurdu. Ama pardon, evet; bir fark daha olurdu: Bu
manzarayı seyredecek olan "ben" olmazdım... Uzaydaki bu devasa boşluk, bizim
varlığımızın bir ön şartıdır.
Greenstein, bunun nedenini de açıklar; uzaydaki büyük boşluklar, bazı
fiziksel değişkenlerin tam insan yaşamına uygun biçimde şekillenmesini
sağlamaktadır. Ayrıca Dünya'nın, uzay boşluğunda gezinen dev gök
cisimleriyle çarpışmasını engelleyen etken de, evrendeki gök cisimlerinin
arasının bu denli büyük boşluklarla dolu oluşudur.
Kısacası evrendeki gök cisimlerinin dağılımı, kusursuz düzen ve denge
insanın yaşamı için tam olması gereken yapıdadır. Dev boşluklar, amaçsız
yere ortaya çıkmamışlardır; amaçlı bir yaratılışın sonucudurlar. |