
Uzayın sonsuz kabul edildiğini ve
derinliklerinde neler olduğunun halen bilinmediğini biliyor musunuz?
Pek çok insan, havanın açık olduğu bir yaz gecesinde, gökyüzünü seyretmiş ve
yıldızlarla dolu alacakaranlığın nasıl sonuçlandığı konusunda çeşitli
düşünceler üretmiştir.
Evrenin sonsuzluğu hakkında birbirinden farklı pek çok teori ortaya
atılmaktadır. Ancak tahminden ileri gidemeyen bu teorilerde veriler yetersiz
olduğu için, şu ana kadar varılabilen tek sonuç evrenin sonsuz olduğudur.
Evrenle ilgili rakamların insanın düşünebileceği sınırların çok üstünde
olması da bilim adamlarının evreni sonsuz olarak adlandırmalarının bir diğer
nedenidir. Örneğin içinde Dünya'nın da yer aldığı Samanyolu Galaksisi'nde
bile, çeşitli büyüklüklerde 250 milyar civarında yıldız bulunduğu
belirtilmektedir. Bunun evrenin içinde barındırdığı binlerce hassas denge ve
rakamdan yalnızca biri olduğu düşünüldüğünde ne derece geniş bir kavramla
karşı karşıya olduğumuz ortaya çıkmaktadır. Evrenin sonsuzluğunu daha iyi
anlamak için Güneş Sistemimizi kısaca incelemek bile yeterli olacaktır.
Güneş Sistemi ve Evrenin Büyüklüğü
Orta büyüklükte bir yıldız sayılan Güneş'in çapı 1.392.000 km'dir. Yüzeyinde
6000 Co olan ısı, derinliklerde 15 milyon santigrata yükselmekle beraber;
yüzeyden boşluğa yükselen alevlerin boyutları 800.000 kilometre civarındadır.
Yani dünyanın ekvatordaki çevresinin açılmış halinin 20 katı!..
Bu büyüklüğü bir benzetmeyle açıklayalım; eğer çapı 12.200 km. olan Dünya'yı
bir misket büyüklüğüne getirirsek, Güneş de bildiğimiz futbol topunun iki
katı kadar büyüklükte yuvarlak bir küre haline gelir. Ama asıl ilginç olan,
aradaki mesafedir. Gerçeklere uygun bir model kurmamız için, misket
büyüklüğündeki Dünya ile top büyüklüğündeki Güneş'in arasını yaklaşık 280
metre yapmamız gerekir. Güneş Sistemi'nin en dışında bulunan gezegenleri ise
kilometrelerce öteye taşımamız gerekecektir.
Ancak bu kadar dev bir boyuta sahip olan Güneş Sistemi, içinde bulunduğu
Samanyolu Galaksisine oranla oldukça mütevazıdır. Çünkü Samanyolu
Galaksisinin içinde, Güneş gibi ve çoğu ondan daha büyük olmak üzere
yaklaşık 250 milyar yıldız vardır. Bu yıldızların içinde Güneş'e en yakın
olanı Alpha Centauri'dir. Eğer Alpha Centauri'yi az önce yaptığımız ölçeğe,
yani Dünya'nın misket büyüklüğünde olduğu ve Güneş ile Dünya'nın arasının
280 metre tuttuğu ölçeğe yerleştirirsek, onu da Güneş'in 78 bin kilometre
uzağına koymamız gerekir!
Samanyolu Galaksisi, işte aralarında bu denli inanılmaz mesafeler bulunan
250 milyar yıldızı barındırır. Spiral şeklindeki bu galaksinin kollarının
birisinde Güneş yer almaktadır.
Ancak ilginç olan, Samanyolu Galaksisinin de uzayın geneli düşünüldüğünde
çok "küçük" bir yer oluşudur. Çünkü uzayda yaklaşık 300 milyar kadar galaksi
olduğu tahmin edilmektedir. Bu galaksilerin arasındaki boşluklar ise, Güneş
ile Alpha Centauri arasındaki boşluğun milyonlarca katı kadardır. Bu sayı
evrenin sonsuzluğu hakkında kısa da olsa bir fikir vermeye yeterlidir.
Galaksimizin Bilinmeyene Yolculuğu
Daha önce de belirttiğimiz gibi evrendeki milyarlarca yıldızdan oluşan
galaksilerden birisi, Dünya'yı da içine alan Samanyolu Galaksisidir. Sarmal
şeklinde olan bu galaksinin, tüm galaksiler gibi bir merkezi vardır. Güneş
Sistemimiz ise Samanyolu Galaksisi'nin merkezine yakın olan kısmındadır.
Ancak bu yakınlığa rağmen merkezin etrafındaki tur 220 milyon yıl gibi bir
sürede tamamlanır. (Harun Yahya, Evrenin Yaratılışı)
İlk okuyuşta oldukça fazla gibi görünen bu rakam, aslında galaksinin sahip
olduğu mucizevi özelliklerden yalnızca biridir. Samanyolu Galaksisi'nin
evrenin içindeki asıl mucizevi özelliği ise evren içindeki muazzam hızla
devam eden yolculuğudur. Dünyamızın ve 250 milyar yıldızın içinde bulunduğu
Samanyolu Galaksisi saatte 700.000 km hızla evren içinde bilinmeyen bir yöne
doğru hareket etmektedir. Bu muazzam hızdaki yolculuğun hem milyonlarca
yıldır devam ediyor olması, hem de 300 milyar galaksinin hiçbiri ile
çarpışmaması uzayın sonsuzluğu konusunda başka bir delil oluşturmaktadır.
Siz bu satırları okurken de içinde bulunduğumuz galaksi bizim kontrolümüz
dışında aynı hızla, bilinmeyen bir yöne doğru yolculuğuna devam etmektedir.
Ancak bu bilinmezlik sadece bizim için geçerlidir. Galaksimiz ve içinde
bulunan milyonlarca tonluk kütleler aynı hızda ve aynı yönde hiçbir sapma
olmadan, Allah'ın kontrolünde, O'nun belirlediği yöne doğru akıp gitmektedir.
Sonsuz ilim ve kudret sahibi olan Rabbimiz bir ayette şu şekilde
bildirmektedir:
Sonu Olmayan Mekan
Sonsuzluk, sonlu mekanlara bağımlı yaşayan insan için anlaşılması zor bir
kavramdır. Çünkü insanın yeryüzünde yaşadığı her mekan belli sınırlara
sahiptir. Odamızın duvarları, yaşadığımız ülkenin sınırları, denizlerin
kıyıları veya Dünyamızın kapladığı alanın bir sonu vardır. Oysa uzayın sonu
yoktur. Uzayın sonsuz olması, insanın düşünse de kesin olarak
kavrayabileceği bir kavram olmaktan uzaktır. Çünkü herşeyin sonlu olduğu bir
dünyada yaşayan insanın bu kavramı anlayabileceği bir örnek,
kıyaslayabileceği bir ortam mevcut değildir.
Allah bu benzersiz yaratılış konusunda Kuran'da şu şekilde bildirmiştir:
"Şüphesiz göklerin ve yerin yaratılışında, gece ile gündüzün art arda
gelişinde temiz akıl sahipleri için gerçekten ayetler vardır. Onlar, ayakta
iken, otururken, yan yatarken Allah'ı zikrederler ve göklerin ve yerin
yaratılışı konusunda düşünürler. (Ve derler ki:) "Rabbimiz, Sen bunu boşuna
yaratmadın. Sen pek Yücesin, bizi ateşin azabından koru." (Al-i İmran
Suresi, 190-191)
Burada düşünülmesi gereken bir nokta da, karşılaştığı her soruya kendince
mantıklı cevap bulmaya çalışan ve bu sayede gerçeklerle yüzleşmekten kaçan
materyalist düşünceye sahip kişilerin, uzayın sonsuzluğu, uzayın bitiminden
sonra ne olduğu gibi sorulara cevap vermekten kaçınmalarıdır. Bu aslında
iman etmeyen insanların birçoğunun düşünmekten kaçtığı bir sorudur, çünkü bu
soru o kişiyi düşünmeye sevk edecek ve soruların cevabı gözü kapalı
sarıldığı materyalist felsefenin çaresiz kaldığı anlamına gelecektir. Çünkü
uzayın ve zamanın sonsuz olması, ezelden gelen ve ebediyen var olacak olan
Yüce Rabbimiz'in üstün ilminin ve yaratmadaki ihtişamının delillerinden
sadece bir tanesidir.
Allah Kuran'da şu şekilde buyurmaktadır. "Gökleri ve yeri yaratan, onların
bir benzerini yaratmağa kadir değil mi? Elbette (öyledir); O, yaratandır,
bilendir. Bir şeyi dilediği zaman, O'nun emri yalnızca: "Ol" demesidir; o da
hemen oluverir. Herşeyin melekutu (hükümranlık ve mülkü) elinde bulunan
(Allah) ne Yücedir. Siz O'na döndürüleceksiniz." (Yasin Suresi, 81-83)
Bu makale, Mercek Dergisi 30. sayı (Aralık 2003) 30. sayfada yayınlanmıştır |