
Oorth Bulutu
Kuyrukluyıldızların yörüngeleri, büyüklük, eğim ve eksantriklik
açısından çok büyük farklılıklar gösterir. Eskiden beri
kuyrukluyıldızlar kısa dönemli ve uzun dönemli olmak üzere iki sınıfa
ayrılmaktadır. Kısa dönemli kuyruklu yıldızlar, periodu 200 seneden az
olanlar, uzun dönemliler ise periyodu 200 seneden fazla olanlar olarak
değerlendirilmektedir.
1950 yılında Jan Oorth kuyrukluyıldızların yörüngelerinin bazı
özelliklerinin farkına vardı;
Gözlenen kuyruklu yıldızların yörüngeleri, hiç birinin yıldızlar arası
boşluktan gelmediğini gösteriyordu.Uzun dönemli kuyrukluyıldızların
yörüngelerinin güneşten en uzak noktası (aphelion), 50,000 AU civarında
hesaplanıyordu. (1AU = Güneş dünya arası mesafe)Uzun dönemli
kuyrukluyıldızlar gezegenler bölgesine rastgele herhangi bir yönden
gelebiliyorlardı ve %50'si retrograd yörüngeye sahiptiler.Bu kadar uzak
mesafeden (50,000 AU) gelen kuyrukluyıldızların yörüngeleri,
gezegenlerin, özellikle de jupiterin çekim alanından etkilenerek
değişmesi ve onları 50,000 AU'dan daha uzaklara, ya da yıldızlar arası
boşluğa atması gerekirdi. Gerçekten de uzun dönemli kuyrukluyıldızların
gözlenen yörüngeleri, büyük çoğunluğunun gezegenler bölgesine ilk kez
girdiklerini gösteriyordu.Bütün bu kanıtlara dayanarak, Oorth, güneş
sisteminin çevresinde, güneşten her yönde 50,000 AU kadar uzakta, uzun
dönemli kuyrukluyıldızların kaynağını oluşturan cisimlerle dolu, muazzam
büyüklükte küresel bir bulut olduğu kanısına vardı. Diğer
gökbilimcilerce de benimsenen bu oluşuma Oorth Bulutu denmektedir.
Oorth bulutunun, güneş sistemi kütlesinin önemli bir bölümünü (en
azından Jupiter kütlesi kadar) oluşturduğuna inanılmaktadır. Bununla
birlikte Oorth bulutunun dolaysız bir kanıtı yoktur, içerdiği kuyruklu
yıldızların ne sayısı ne de büyüklükleri hakkında bilgiden henüz
yoksunuz.
Kuiper Kuşağı
Gökbilimciler 1992'den başlayarak, Neptünün dışında güneş çevresinde dönen
çok sayıda küçük cismin varlığını saptadılar.Bunların yörüngelerinin, Neptün
yörüngesinden (30 AU) dişarı doğru 50 AU mesafelere kadar uzandığı
bilinmekte ve çapı 100 km'den büyük en az 50,000 tane cisim bulunduğu
sanılmaktadır. Gözlemler, Trans-Neptünian olarak da isimlendirilen bu
cisimlerin ekliplik düzlem yakınında kalın bir kuşak ya da halka şeklinde
yoğunlaştığını göstermektedir. Güneşi çevreleyen bu halka Kuiper Kuşağı
olarak anılmaktadır.
Kuiper Kuşağının, güneş sisteminin oluştuğu disk şeklindeki kozmik bulutun
kalıntısı olduğu düşünülmektedir. Diskin yoğun iç bölgelerinin gezegenleri
oluşturduğu, gezegenleri oluşturamıyacak incelikteki dış bölge ise küçük
cisimler şeklinde yoğunlaşarak halka şeklindeki Kuiper Kuşağını oluşturduğu
sanılmaktadır.
Kısa dönemli kuyruklu yıldızların kaynağının Kuiper kuşağı olduğu
bilinmektedir. (Tıpkı Oorth Bulutunun uzun dönemli kuyrukluyıldızların
kaynağı olduğu gibi). Son 10 yıldan bu yana pek çok Kuiper Kuşağı cismi
tanımlanmıştır. Bazı gökbilimcilere göre, büyük gezegenlerin çekim
etkileriyle pek çok Kuiper kuşağı cismi uzay boşluğuna fırlatılmış, güneş
sistemi çekiminden kurtulamayanlar ise, uzak Oorth bulutunu oluşturmuşlardır.
Bazı astronomlar Triton, Pluto ve Charon'u en büyük Kuiper Kuşağı cisimleri
olarak kabul ederler.
Kuiper kuşağı cisimleri yörüngeleri gözönüne alınarak üç sınıfta
incelenirler;
Klasik Kupier Kuşağı cisimleriDağınık Kupier Kuşağı
cisimleriPlutino'larKlasik Kupier Kuşağı cisimleri:Kupier Kuşağı
cisimlerinin büyük bülümünün yörüngeleri, güneşe en yakın (perihelion)
noktada bile, Neptün yörüngesinin hayli dışında kalır ve eksantrikliği az,
çembere yakındır. Bu sayede çarpışma riskleri olmadan ve gezegen çekim
alanlarından etkilenmeden varlıklarını güneş sisteminin başlangıcından beri
sürdürebilmişlerdir. Klasik olarak adlandırılmalarının nedeni de budur (yörüngeleri
gezegenler gibidir). Yörüngelerinin sınırı 50 AU'ya varır. Klasik Kupier
Kuşağı cisimlerine 1992 QB1 örnek gösterilebilir.
Dağınık Kuiper Kuşağı cisimleri:Bazı Kuiper Kuşağı cisimleri (1996 TL66 gibi),
oldukça oblik (yüksek derecede eksantrik) bir yörüngeye sahiptir.
Perihelionları (yörüngenin güneşe en yakın noktası) 35 AU civarındadır.
Neptün'e yaklaşmaları nedeniyle, zayıf çekim etkileriyle, milyonlarca yıl
içinde yörüngelerinde değişmeler olacağı hesaplanmaktadır. Şubat 1999'da üç
tane daha dağınık Kuiper Kuşağı cismi tanımlanmış (1999 CV118, CY118 ve
CF119) son iki yılda ise gelişen görüntüleme teknikleriyle bulunanların
sayısında dramatik bir artış görülmektedir. Yeni bulunanlar sayesinde, pek
çoğunun yörüngelerinin aphelion'unun (yörüngenin güneşten en uzak noktası)
200 AU'ya vardığını saptanmıştır. Çok daha uzaklara uzanan yörüngelere sahip
olanların da varlığına inanılmaktadır, ancak bunların tesbiti çok daha
zordur. Neptün'le dinamik ilişkisi olanlar kısa dönemli kuyruklu yıldızların
kaynağını oluştururlar. Halen dağınık Kuiper Kuşağı cisimlerinin sayısı
hakkında, tahminlerin çok üstünde olduğu dışında, hemen hemen hiç bilgimiz
yoktur.
Plutino'lar:Son araştırmalar çok sayıda cismin tıpkı Pluto gibi Neptün'le
3:2 rezonasta olduğunu (Neptün güneş çevresinde 3 kez döndüğünde bu cisimler
de 2 tam tur atmış olurlar) göstermiş ve bu özellikte çok sayıda Kuiper
Kuşağı cismi tanımlanmıştır. Bu cisimlerin yörüngeleri güneşe yaklaştıkları
bölgede Neptün yörüngesinin önüne geçer ve güneşten uzaklaştıkları zaman da
Neptün yöründesinin ardında kalır. Ancak rezonans nedeniyle çarpışma riski
yoktur (Pluto'da olduğu gibi). Bu nedenle bu cisimlere Plutino (küçük Pluto
veya Plutocuk) ismi verilmiştir. Halen bilinen Kuiper Kuşağı cisimlerinin
1/4'ünü Plutino'lar oluşturur. Ancak tüm Kuiper cisimlerinin çok daha küçük
bir oranını teşkil ettikleri bilinmektedir. |