
Pluto ve
uydusu Charon
genellikle, gezegen ve uydusu olarak değil de,
çift gezegen olarak değerlendirilirler (bazen Dünya ve Ay da bu şekilde
değerlendirilir).Pluto güneşe (çoğu zaman) en uzak gezegendir. Ve dokuz
gezegen içinde en küçüğüdür, uydulardan Ay, Io, Europa, Ganimede, Callisto,
Titan ve Triton'dan daha küçüktür.
Roma mitolojisinde Pluto (eski Yunan : Hades) yeraltı dünyasının tanrısıdır.
Pek çok başka öneriden sonra gezegenin isminin Pluto olarak benimsenmesinde,
güneşten çok uzakta karanlıklar içinde olmasının, ve belkide ''PL''
harflerinin Percival Lowell 'in isminin baş harflerine uygun olmasının
etkisi vardır.
Uranüs ve Neptün'ün yörüngelerini açıklayabilmek için 9. bir gezegen olması
gerektiğini düşünerek Arizona Gözlemev'inde Clyde W.Tombaugh ve Percival
Lowell ısrarlı araştırmalar yapmışlar ve 1930 yılında Pluton'u
keşfetmişlerdir. Pluto'nun keşfinden sonra Uranüs ve Neptün'ün
yörüngelerinde sapmayı yaratabilecek büyüklükte olmadığı görülmüştür. 10.
bir gezegen için araştırmalar sürdürülmüştür. Voyager2'nin Neptün
ziyaretiyle, Neptün'ün kütlesinin yanlış tahmin edildiği ortaya çıkmış ve
10. bir gezegen olmadığı anlaşılmıştır. Eğer Neptün'ün kütlesi daha önceden
bilinseydi belki de Pluto çok daha geç bir tarihte keşfedilecekti.
Pluto henüz hiçbir uzay aracı ile ziyaret edilmemiştir. Hubble uzay
teleskopuyla, ancak yüzeyindeki en kaba farklılıklar gözlenebilmektedir. İyi
ki de Pluto'nun bir uydusu vardır. Pluto hakkındaki bilgilerin hemen hepsi
1978'de keşfedilen uydu Charon sayesinde edinilebilmiştir. Bu tarihten
itibaren Charon ve Pluto'nun birbirleri önünden geçişleri defalarca
gözlenmiş, birbirlerinin hangi bölgelerini perdeledikleri ve parlaklıkdaki
değişimlerin ince hesaplamalarıyla yüzeydeki koyu ve açık bölgeler hakkında
bilgi edinilebilmiş, her ikisinin de kaba birer haritası çıkartılabilmiştir.
Pluto ve Charon'un toplam kütleleri hesaplanabilmekle birlikte, herbirinin
kütlesi ayrı ayrı bilinmemekte, ancak kabaca tahmin edilmektedir. Hubble
uzay teleskobuyla bile sorulara yanıt bulmak amacıyla yapılacak gözlemler
için çok uzaktadırlar. Kütleleri arasındaki oranın 0.084 ile 0.157 arasında
olduğu hesaplanmaktadır. Kesin rakamlar için bir uzay aracının
gönderilmesini beklememiz gerekecektir.
Bazı gökbilimciler Pluto'yu bir asteroid ya da kuyruklu yıldız olarak
sınıflama eğilimindedirler. Bazıları Kupier Kuşağının en büyük cismi olarak
tanımlarlar. Sanırım ikinci tanımlama en doğrusudur. Ancak Pluto tarihsel
olarak bir gezegen olarak tanımlanmıştır ve öyle de kalacağa benzemektedir.
Pluto'nun yörüngesi hem çok eksantrik (oldukça ince uzun bir elips) hem de
yörünge düzleminin ekliptik düzlemle yaptığı açı 17 dereceyle diğer
gezegenlerinkinden çok fazladır. Bu fazlaca eliptik yörünge nedeniyle bazen
güneşe Neptün'den daha yakın bir konuma girer. 21 Ocak 1979'da Pluto,
Neptün'ün yörüngesini geçerek güneşe daha yakın bir konuma girmiş, 5 Eylül
1989'da güneşe en yakın pozisyonuna (perihelion) gelmiş ve 11 Şubat 1999'da
Neptün yörüngesini bu kez içten dışa kat ederek tekrar en uzak gezegen
konumuna gelmiştir. Tekrar Neptün'den daha yakın konuma gelmesi ancak Eylül
2226'da gerçekleşecektir.
Pluto'nun orbital periyodu tam tamına Neptün'ün orbital periyodunun 1.5
katıdır. Diğer bir deyişle Pluto ve Neptün 3:2 rezonastadırlar. Her ne kadar
Neptün ve Pluto'nun yörüngeleri kesişiyor gibi gözükse de, aralarındaki
rezonans ve Pluto'nun yörüngesindeki eğim çarpışmalarına engeldir.
Pluto'nun ekvator düzlemi, yörünge düzlemiyle neredeyse dik açı yapar (Uranüs
gibi)
Yüzey sıcaklığı -235 ile -210 derece santigrad arasında değişir.Daha sıcak
bölgeler kabaca, daha koyu görünen bölgelere denk gelirler. Yüzey
görüntüleri ilk kez Hubble U.T.'ile elde edilebilmiştir. Yüzeyinde şaşırtıcı
derecede kontrast gösteren bölgeler vardır. Bulanık gözüken bölgelerin
muhtemelen çok daha keskin sınırları vardır. Biribirine göre bu denli
kontrast gösteren bölgelere sahip tek gezegendir (dünya dışında) ve nedeni,
özellikle de koyu bölgeleri neyin meydana getirdiği merak konusudur.
Pluto'nun 2gm/cm3 yoğunluğundan, Triton gibi %70 kaya ve %30 sudan oluştuğu
tahmin edilmektedir. Parlak bölgelerin nitrojen buzu, küçük miktarlarda katı
metan etan ve karbondioksit'le kaplı olduğu, koyu bölgelerin ise ne olduğu
bilinmemektedir.
Atmosferi hakkında çok az bilgimiz vardır. Esas olarak azot ve bir miktar
karbon monoksit ve metan içerdiği, milibar'lar düzeyinde, çok ince olduğu
sanılmaktadır. Pluto yılının büyük bir bölümünde atmosfer donar. Perihelion
sırasında ise bir kısmının uzaya kaçtığı bir kısmının da Charon'la değiş
tokuş edildiği düşünülmektedir.
Pluto ve Triton arasındaki büyük benzerlik, aralarında tarihsel bir bağ
olabileceğini akla getirmektedir. Şimdi pek taraftar bulmasa da Pluto'nun
geçmişte Neptün'ün bir uydusu olduğu, daha çok kabul gören teori ise
Tritonun daha önce Pluto gibi güneş çevresinde döndüğü, zaman içinde Neptün
çekimine kapıldığı şeklindedir. Belki de, Pluto, Charon ve Triton, şimdi
büyük bölümü Oorth bulutuna itilmiş olan bir sınıfın buralarda kalmış
elemanlarıdır. Ya da dünyanın ay'ı gibi, Charon da başka bir cismin Plutoya
çarpması sonucu oluşmuştur.
Pluto'nun bilinen tek uydusudur. 1978'de Jim Christy tarafından keşfedilene
dek, Pluto ile bir arada verdikleri bulanık görüntünün tümüyle Pluto'ya ait
olduğu sanılmış ve Pluto'nun boyutları hakkında yanlış tahminlerde
bulunulmuştur.
Charon mitolojide, ölüleri Acheron ırmağından geçirerek, yeraltı dünyasına (Hades'e)
taşıyan kişidir.
Gezegenine oranla en büyük uydu olması nedeniyle, uydudan çok Pluto'yla
birlikte, birbirleri etrafında dönen çift gezegen olarak değerlendirilirler.
Çapı Pluto'nun yarısı kadar olmakla birlikte kütlesi ve çapı tam olarak
bilinmemektedir.
Charon ve Pluto'nun Rotasyonları bire bir senkrondur. Charon'un daima aynı
yüzü Pluto'ya dönüktür. İlginç olan, Pluto'nun da her zaman aynı yüzünün
Charon'a dönük olmasıdır. Bu konuda Güneş sistemindeki tek örnekdirler.
Charonun bileşimi bilinmemekle birlikte, yoğunluğunun (2gm/cm3) düşük olması
Satürn'ün buzlu uydularına benzediği, yüzeyinin su buzuyla kaplı olduğu
sanılmaktadır. Bu yönüyle Pluto'dan farklıdır.
Charon'un ay gibi, büyük bir çarpışma sonucu oluştuğu sanılmaktadır. Bir
atmosferi olduğu oldukça şüphelidir. |