
Merkür
Roma'lılar tarafından, Roma mitolojisinde, tanrıların, ayağına hızlı
habercisi olan Merkür'e izafeten isimlendirilmiştir. Bunun nedeni, diğer
gezegenlere oranla çok hızlı hareket etmesi olsa gerek. Çok eski çağlardan
beri, en azından Sümerliler tarafından (M.Ö. 3.milenyum) tanınmaktadır.
Yunanlılar tarafından sabah göründüğünde Apollon ve akşamları göründüğünde
Hermes (tanrıların habercisi) olarak iki ayrı adla tanınmaktadır. Bununla
birlikte yunan astronomları aynı cisim olduğunun farkındadırlar. Hatta
Heraklitus, Merkür ve Venüsün o zamanki inancın aksine, dünyanın değil de
güneşin etrafında döndüğüne inanmaktadır.
Güneş'e en yakın ve Pluto'dan sonra en küçük 2. gezegendir. Çapı
dünyanınkinden %40 ufak ve ayınkinden %40 büyüktür. Jupiterin uydusu
Ganimede'den ve Satürn'ün uydusu Titan'dan bile daha küçük ancak kütlesi bu
iki uydudan da büyüktür.
Merkür'ün yörüngesi birhayli eksantrik olup güneşe en yakın noktada güneşe
uzaklığı 46 milyom km iken en uzak noktada 70 milyon km'ye varır. 19.Yüzyıl
astronomları, Merkür'ün hareketini çok dikkatle gözlemişler, ancak
gözlemlenen ve hesaplanan arasındaki, küçük ama ihmal edilemez farkları
Newton fiziği ile açıklayamamışlardır. Einstein'ın Rölativite Teorisi'nin
erken kabul görmesinde, Merkür'ün yörüngesel hareketini açıklayabilmesi çok
etkili olmuştur.
1962 yılına kadar Merkürün her zaman aynı yüzünün güneşe dönük olduğu
sanılaktaydı. Bu astronomide birbiri çevresinde dönen cisimlerde zaman zaman
rastlanan bir durum olup "orbital/rotational resonance 1:1" olarak ifade
edilir. Ancak 1965 yılında gerçekleştirilen doppler radar tekikleriyle
orbital/rotasyonal bir rezonans olduğu fakat bunun oranının 2:3 olduğu
anlaşılmıştır. Güneş sitemi için bu oran tek örnektir. Yani Merkür güneş
etrafında iki kez döndüğünde kendi etrafında da 3 kez dönmüş olur.
Merkür hakkındaki bilgilerimizin büyük bölümünü 1975 ve 1974 yılları boyunca
Mariner-10 uzay aracının 3 kez Merkür'ün yakınından geçerek yaptığı
gözlemlere borçluyuz. Güneş'e yakınlığı nedeniyle Hubble Uzay Teleskopu ile
çok sağlıklı gözlemler yapılamamaktadır.
Yüzeyi ay yüzeyine çok benzer, yüzlerce km uzunlukta ve kilometrelerce
yükseklikte sarp kayalıklar, uçurumlar ve kanyonlar ve çok sık ve değişik
büyüklükte kraterlerden ve kraterler arası düzlüklerden oluşmaktadır.
Kraterlere meteorların neden olduğu diğer uzun ve yüksek engebelerin de
soğuyarak büzüşme sonucunda ortaya çıktığı sanılmaktadır. Kraterler arasında
düzlükler yaygın olarak bulunmakta, bazı kraterlerin içlerini katılaşmış lav
göllerinin düzleştirdiği, edinilen fotograflardan izlenebilmektedir.
Merkür yüzeyindeki 90 Kelvinle 700 Kelvin arasındaki aşırı ısı
değişiklikleri başka hiçbir gezegende görülmez. Venüs yüzeyi biraz daha
sıcak olmakla birlikte son derece stabildir.
Daha önceleri tümünün katı olduğu sanılan 1800 - 1900 km. yarıçapında (dünyanınkinden
daha büyük) demirden oluşmuş bir çekirdeğe sahiptir. Çok zayıf da olsa
gezegenin bir manyetik alanının olması (dünyanın m.alanının %1i kadar) ,
çekirdeğin bir bölümünün halen erimiş halde bulunduğunu düşündürmektedir.
Çok ince bir atmosfere sahiptir. Bu atmosferi, güneş rüzgarlarının yüzeyden
kopardığı atomlar oluşturur. Ancak sıcaklık çok fazla olduğundan atomalrın
bir bölümü uzay boşluğuna yayılarak gezegeni terkeder. Bu nedenle Venus ve
dünyanın stabil atmosferlerinin tersine Merkür'ün ince atmosferi bir
taraftan dolarken diğer taraftan boşalır. |