
VENÜS
Venüs'ün Kimlik Kartı
Kütle: 4,87x 10 24 kg
Çap: 12,104 km
Ortalama Yoğunluk: 5,250 kg/m3
Kurtulma Hızı: 10,400 m/sec.
Güneşten Ortalama Uzaklık: 0.723 AB
Dönme Periyodu: 243 dünya günü(ters yönde)
Dolanma Periyotu: 224.7 dünya günü
Atmosferik bileşenler: % 96 Karbondioksit, % 3 Nitrojen, % 0.003 su buharı
Yüzey metalleri: Bazaltik kayalar ve değişen materyaller
Ortalama yüzey sıcaklığı: 453 ºC
Yörünge: 108,200,000 km
Güneş'e en yakın ikinci gezegen olan Venüs'le Güneş arasındaki uzaklık,
Güneş'le Merkür arasındaki uzaklığın iki katından daha fazladır. Buna rağmen,
Venüs'ün yüzeyi Merkür'ün yüzeyinden daha da sıcaktır. Yılın belirli
dönemlerinde, Güneş doğmadan hemen önce, ya da battıktan sonra, çıplak gözle
rahatlıkla görülebilir. Pek çok kimse, ona sabah ya da akşam yıldızı
demektedir. Yörüngesinde dolanırken, Dünya'ya en yakın konumuna geldiğinde,
Güneş ve Ay'dan sonra gökyüzündeki en parlak cisimdir. Venüs, iç gezegen
olduğundan, Dünya'dan teleskopla bakıldığında, Ay gibi evreler gösterir.
Kütle, yoğunluk, atmosferin varlığı ve Güneş'e yakınlığı bakımından,
Dünya'nın benzeri, hatta ikiz kardeşidir diyebiliriz.
VENÜS'ÜN HAREKETİ
Venüs'ün, kendi ekseni etrafında dönme hareketi, oldukça ilginçtir. Çünkü
hareketi, hem çok yavaş, hem de ters yöndedir. 1Venüs günü = 243 Dünya
günüdür. Bu süre, Venüs yılından birazcık daha uzundur. Eğer Venüs'te
olsaydınız, Güneş'in batıdan doğup, doğudan battığını ve gökyüzünde çok
yavaş ilerlediğini görecektiniz. Aynı zamanda Venüs'ün dönme hareketi ve
yörünge periyodu sanki aynı tarihe tesadüf ediyormuş gibi, Venüs ve Dünya
birbirlerine en yakın olduğu anda, Venüs daima aynı yüzünü göstermektedir.
VENÜS'ÜN ATMOSFERİ
Venüs atmosferinin yüzeydeki basıncı, 90 atmosferdir. Bu basınç, Dünya'da ki
bir okyanusun, 1 km derinliğindeki basınçla hemen hemen aynıdır. Venüs'ün
atmosferi, daha çok Karbondioksitten(CO2) oluşmuştur. Burada, birkaç km.
kalınlığındaki, çeşitli bulut katmanları, Sülfürik asitten(H2SO4) meydana
gelmiştir. Bu bulutlar, gezegenin yüzeyini tamamen görmemizi engellemektedir.
Bu yoğun atmosfer, bir sera etkisi oluşturarak, Venüs yüzeyinin sıcaklığını,
127 ºC den 447 ºC ye çıkarmaktadır. Bu ise, kurşunu eritecek sıcaklıktır.
Bulutların tepelerinde güçlü rüzgâr akımları olmasına rağmen, yüzeydeki
rüzgârlar saatte birkaç km'den fazla değildir. Bunun nedeni, Dünya'da iklim
koşullarını dengede tutan döngülerin Venüs'te bulunmayışıdır. Güneş'e yakın
olan bu komşumuzda, atmosferik süreçler hep tek yönlüdür. Dünya, Güneş'e
biraz daha yakın olsaydı, Venüs ile aynı kaderi paylaşabilirdi.
VENÜS'ÜN GÖRÜNTÜLENMESİ
1962 yılından bu güne kadar, Venüs'e giderek resimlerini çeken, yüzeyini
tarayan, yapısını tahlil eden ve hatta yüzeyine inen 26 robot uzay aracı,
gezegen hakkında bize önemli bilgi sağlamıştır. Uzun bir süre, Venüs'ü
perdeleyen bulutlar, yüzeyin yeterince gözlemlenmesini engellemiştir.
Magellan uzay aracı, bu durumu tamamen değiştirmiştir. 1990-1994 yılları
arasında, bulut örtüsünü delip geçen radar sinyalleriyle, gezegenin tüm
yüzeyi, yüksek çözünürlükte görüntülemiştir. Elde edilen görüntüler, geçmişe
ait muazzam yanardağ patlamalarını ortaya çıkarırken, halen volkanik
aktivitelerin de devam ettiğini göstermekteydi.
VENÜS'TE KÜRESEL İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ
Venüs'ün jeolojik geçmişinin incelenmesine paralel olarak, ayrıntılı
bilgisayar simülasyonlarıyla, gezegen ikliminin son bir milyar yıllık tarihi,
yeniden oluşturulmaya çalışılmıştır. Bu çalışmalar sonucunda, araştırmacılar,
Venüs'te yoğun volkanik etkinliğin, büyük oranda iklim değişikliklerine yol
açtığını görmüşlerdir. Venüs'teki iklim, Dünya'dakine benzese de, başka
hiçbir gezegende görülmediği kadar, karmaşık ve değişkendir.
Dünya ve Venüs, jeolojik ve atmosferik süreçlerin dinamik etkileşimleriyle
yönetilen iklimlere sahipler. Dünya'dakine benzer kuvvetlerin, Venüs'te
böylesine farklı sonuçlara yol açması, şaşırtıcıdır. Bu gezegen üzerinde
yürütülen araştırmalar, iklim konusunda, bilim adamlarına, bazı önemli
soruları yanıtlamak için yeni olanaklar sağladı. Örneğin, Dünya'nın iklimi
çok mu özel? Gezegenimizin ikliminin, kararlığını bozmak için, insanoğlu ne
kadarda çok çabalamaktadır.
Günümüzde insanlık, hâkimiyet ve güç hırsıyla, giderek ürettiği atıklarının,
Dünya iklimindeki etkileri dolayısıyla, kontrolsüz büyük bir deney
yaşamaktadır. Güneş sistemindeki diğer gezegenlerin, iklim -atmosfer
olayları ve akıbetleri, insan kaynaklı tahribatın, Dünya iklimini nereye
götüreceği konusunda elbette bizleri aydınlatmalıdır.
Dünya atmosferindeki ozon deliği, önemli bir konu haline gelmeden önce,
bilim adamları, Venüs'ün üst atmosferinin, gizemli fotokimyasının sırlarını
çözmeye çalışmaktaydı. Sonunda vardıkları sonuç şuydu: Klor gazı, Venüs'ün
bulutlarının üstündeki serbest oksijen düzeyini azaltmaktadır. Venüs'teki bu
sürecin aydınlatılması, Dünya'da da benzer bir sürece ışık tutmuştur.
İnsanoğlunun üretim anlayışı ve kazanma hırsıyla ortaya çıkan klor fazlalığı,
stratosferdeki ozon tabakasını yok etmektedir.
VENÜS'ÜN YÜZEYİ VE KRATERLER
Venüs'te, muhtemelen sınırlı bir bilginin ötesinde, levha tektoniği
konusunda bir kanıt yoktur. Gezegenin, en azından yakın geçmişinde, geniş
bazaltik lav ovalarının püskürmesiyle ve daha sonra da bunların üzerinde
yanardağların oluşmasıyla, ısı transferi gerçekleşmiş görünüyor.
Magellan aracının yaptığı araştırmanın en çarpıcı bulgularından birisi,
gezegende çarpma kraterlerinin az olmasıdır. Çapı bir kilometreye kadar olan
ve gezegene çarpması halinde, 15 kilometre genişliğinde kraterler açabilecek
meteoridler, Venüs'ün atmosferini delip geçememektedir. Ama işin ilginç yanı,
daha büyük çaplı kraterlerin de son derece az olmasıdır. İç Güneş
Sistemindeki asteroid ve kuyruklu yıldızların gözlenen bolluğu ve Ay
yüzeyindeki kraterlerin sayısı, Venüs'e çarpacak göktaşları konusunda bir
fikir vermektedir. Bu ise her bir milyon yıl için 1,2 krater olarak
düşünülmektedir. Magellan ise, gezegen düzeyine rasgele dağılmış, yalnızca
963 krater sayabilmiştir. Bunun anlamı ise gezegenin ilk 3,7 milyar yıllık
tarihine ait kraterlerin, bir biçimde örtülmüş olmasıdır.
Krater azlığı, Dünya için de geçerli bir olgudur. Kendi gezegenimizde, eski
kraterler rüzgâr ve su tarafından aşındırılmaktadır. Venüs'ün yüzeyi, suyu
bulunduracak sıcaklığın kat kat üzerindedir. Gezegenin yüzeyindeki rüzgâr
hızı da oldukça düşüktür. Erozyon da olmadığından, kraterleri aşındıracak ve
sonunda tümüyle silecek süreçlerden, sadece volkanik ve tektonik etkinlikler
kalmaktadır. Venüs'teki kraterlerin büyük çoğunluğu, taze görünmektedir.
Venüs'te daha çok keskin olmayan, inişli çıkışlı yüzeyler ve aynı zamanda
çeşitli geniş çukurlar vardır.
Venera 8 uzay aracı, gama ışını tayfıyla, Venüs kayalarında doğal
radyoaktivite ölçümü yaptı. Ve uranyum, toryum ve potasyum oranının, Dünya
kabuğundaki volkanik kayalardakiyle aynı oranda olduğu görüldü. Vega 2 den
atılan modül Aphrodite bölgesinde, Dünya'da ender bulunan kaya parçaları
bulmuştur. Bu tür parçalar, Ay ve Mars'ın daha yaşlı bölgelerinde
bulunmaktadır. Bunların yaşları, 3,8 ile 4,6 milyar yıl arasında
belirlenmiştir.
Venüs'ün yavaş dönmesinden dolayı, Güneş rüzgârlarını engelleyen, güçlü bir
manyetik alanı, muhtemelen yoktur.
ÇİKOLATA KABUK VE JEOLOJİK YAPI
Venüs'ün yüzeyini biçimlendiren önemli bir unsur volkanik etkinliktir. Buna
karşın, bazı garip jeolojik oluşumlar, Venüs'ün ikliminin, köklü bir biçimde
değiştiğine işaret etmektedir. Bunların başında, su tarafından oyulmuş
izlenimi veren bazı çizgiler gelmektedir. Bunlar, 7000 kilometreyi bulan
uzunluklarıyla, Dünya'da kıvrılıp giden ırmakları ve sel ovalarını
hatırlatmaktadır. Bu çizgilerin çoğu, ırmak deltasını andıran boşalma
kanallarıyla noktalanmaktadır.
Ne var ki çevrenin olağanüstü kuruluğu, bu yarıkların su tarafından kazılmış
olmasını olanaksız kılmaktadır. Muhtemelen bu işin sorumlusu, kalsiyum
karbonat, kalsiyum sülfat, ya da başka bazı tuzlardır. Gerçekten de eski
Sovyetler Birliği'nin Venüs yüzeyine indirdiği Venera uzay araçları, yüzey
kayalarının %7-10 oranında kalsiyum minerallerinden (kuşkusuz karbonat
biçiminde) ve % 1-5 oranında da sülfatlardan oluştuğunu belirlediler. Bu
tuzlarla yüklü lavlarsa, ancak Venüs'ün bugünkü yüzey sıcaklığının yüzlerce
derece üzerindeki sıcaklıklarda erimektedir.
Venüs yüzeyinin yüzlerce metreyle birkaç kilometre arasındaki
derinliklerinde, Dünya'daki yeraltı su gölleri gibi, erimiş Karbonatit (tuzlu)
mağmanın muazzam rezervler halinde bulunduğu, bilim adamlarınca öne
sürülmektedir.
Venüs'teki platolar, litosferin, yani gezegenin kabuk ve mantosunun üst
kesimlerinden oluşan sert dış iskeletinin bir uzantısıdır. Araştırmacılar,
bu süreci, üzeri çikolata kaplı bir karamelanın çekilip uzatılmasına
benzetmektedirler. İçerideki yumuşak kütle esnedikçe, üzerindeki ince ve
kırılgan kabuk buruşmaktadır. Bugün ise litosferin kırılgan dış kısmı,
buruşmaya elvermeyecek ölçüde kalınlaşmış durumdadır.
Garip oluşumlardan sonuncusu ise tüm gezegeni kaplayan çatlak ve
buruşukluklardır. Bu oluşumlardan en azından bazıları, özellikle de buruşuk
sırtlar diye adlandırılan oluşumlar, muhtemelen küresel çapta bir iklim
değişiklikleriyle ilişkilidir.
Yüzey sıcaklığında, 100°C düzeyinde bir oynamanın, litosferde yaratacağı
basıncın 1000 bar olacağı araştırmacılar tarafından hesaplanmıştır. Bu
basınç Dünya'da sıradağların oluşmasını sağlayan basınca eşdeğerdir ve bu
basınç, Venüs'ün yüzeyini deforme etmek için yeterlidir.
VENÜS'ÜN 'SERA GAZLARI' VE ISINMA
Venüs'ün alışılmadık yapısı ve yaşama düşman koşulları, atmosferinin
yapısıyla da yakından ilgili görünmektedir. Su buharı, çok küçük ölçeklerde
bulunsa da, Karbondioksitin zapt edemediği dalga boylarında, morötesi
ışınımı soğurmaktadır. Kükürtdioksit (SO2) ve öteki kükürt gazlarıysa, aynı
ışınımın daha başka dalga boylarını yakalamaktadır. Tüm bu sera gazlarının,
bir arada etkileleri, Venüs atmosferini, Güneş ışınlarına geçirgen, ama geri
dönen ısı ışınımına kapalı hale getirmektedirler.
Sonuçta yüzey sıcaklığı, atmosfer olmaksızın alacağı değerin, üç katına
yükselmektedir. Gerçekte sera etkisinin, yüzey sıcaklığında yol açtığı artış,
yalnızca % 15 dolayında olmalıdır. Şayet Yanardağ lavları, Venüs'ün yüzeyini
800 milyon yıl önce yeniden kapladılarsa, kısa bir süre içinde atmosfere çok
yoğun ölçeklerde sera gazları atmış olmaları gerekir. Bu yoğun volkanik
dönemde, gezegen yüzeyi, 1-10 kilometre yüksekliğinde bir lav tabakası ile
örtülmüş olmalıdır.
Bu durumda, atmosferdeki Karbondioksit miktarında fazla bir oynama
gerçekleşmiş olamaz. Çünkü zaten bu gaz, atmosfer de çok yoğun miktarlarda
bulunmaktaydı. Ancak atmosferdeki su buharı 10; Kükürtdioksit de 100 kat
artmış olmalıdır. Su buharı ve Kükürt, büyük miktarlara erişince, sera
etkisini güçlendirmekle kalmaz, aynı zamanda bulutları da
kalınlaştırmaktadır. Bulutlar ise Güneş ışınlarını, uzaya geri yansıtıp
gezegenin soğumasını sağlamaktadırlar. İşte bu zıt etkileşimlerden dolayı,
su buharı ve Kükürtdioksitin iklim üzerindeki net etkisini saptamak güçtür.
Isınma ve soğuma arasındaki savaşı önce bulutlar kazanmış ve Venüs'ün yüzey
sıcaklığı,
100°C kadar düşmüştür. Ama daha sonra bulutlar yavaş yavaş yok olmuştur.
VENÜS'TE SU BUHARI AZALMASI VE MORÖTESİ IŞINIM
Atmosferin üst katmanlarındaki su buharı, incelip seyrelmiş, daha sonra da
Güneş'ten gelen morötesi ışınım(UV) nedeniyle, molekülleri parçalanmıştır.
Hidrojen, yavaş yavaş uzaya dağılmaya başlamış ve tüm hidrojenin yarısı, 200
milyon yıl içinde kaybolmuştur. Bu arada, Kükürtdioksit de karbonat
kayalarıyla etkileşmiştir. Venüs atmosferindeki Kükürtdioksitin, yüzeydeki
karbonat tarafından soğurulması süreci, suyun uzaya kaçması sürecinden çok
daha hızlı gerçekleşmiştir.
Böylece bulutlar inceldikçe, daha çok Güneş enerjisi alan yüzey ısınmaya
başlamıştır. 200 milyon yıl kadar sonra, yüzey sıcaklığı, bulutları alttan
buharlaştıracak düzeylere yükselmiştir.
Bu zincirleme bir etkiye yol açmış, bulutlar aşınıp eridikçe, daha az Güneş
ışığı, atmosfere geri yansıdığından, yüzey daha da ısınmıştır. Yüzey
sıcaklığı arttıkça da bulutların buharlaşması daha da hızlanmıştır. Sonunda,
görkemli bulut katmanları hızla dağılmıştır. Venüs semasında, 400 milyon
yıllık bir süreçde görülenler, çoğunlukla su buharından oluşmuş, ince ve
yüksek bulut parçalarından ibarettir. Ama atmosferdeki su buharı düzeyi
oldukça yüksek olduğundan ve ince bulutların da Güneş enerjisini geri
yansıtmayıp, sera etkisine katkıda bulunmaları sebebiyle, yüzey sıcaklığını,
bugün olduğundan 100°C daha artırmıştır.
Venüs'te hâlâ yanardağların etkin durumda bulunmaları muhtemeldir. Bu ise
Venüs'te değişen oranlarda Kükürtdioksit gözlemlenmesiyle de örtüşen bir
bulgudur.
Venüs'ün bulutları üzerindeki Kükürtdioksit miktarının, gezegene yapılan
Pioneer seferlerinin 1978-1983 arasındaki ilk beş yılı süresince, 10 kat
azaldığı açıklanmıştır. Kükürtdioksit gazı ve bununla birlikte görülen sis
parçacıklarının bolluğundaki dalgalanmalar, gezegen yüzeyindeki aktif
yanardağlara bağlanmıştır
DÜNYA'DAKİ VOLKANİK ETKİNLİK VE SONUÇLARI
Dünya'da da oldukça hareketli bir volkanik etkinlik bulunmaktadır. Ancak
bitkiler ve bol miktarda su tarafından sağlanan zengin oksijenli atmosfer,
yanardağlardan çıkan kükürt gazlarını, kısa sürede yok edebilmektedir.
Su bulutları, gezegenin ısı dengesinin korunmasında çok önemli bir rol
oynamaktadır. Bu bulutları besleyecek su buharının miktarı, okyanuslarındaki
buharlaşma düzeyine bağlıdır. Buharlaşma düzeyi de yüzey sıcaklığıyla
değişmektedir. Dünya'da sera etkisinde çok az bir artış olduğunu varsayalım.
Bu, atmosfere daha yoğun buhar taşınması ve daha yoğun bir bulut örtüsü
anlamına gelmektedir. Bulutların artan yansıtma gücü, Dünya'ya ulaşan Güneş
enerjisini azaltacak, bu da yüzey sıcaklığının düşmesine neden olacaktır.
Yani bu mekanizma, bir termostat işlevi görerek, gezegenin yüzey sıcaklığını,
birkaç günden, birkaç yıla kadar değişen kısa aralıklarda, ılıman düzeyle-
re düşürecektir.
DÜNYA'DA 'KARBON SİLİKAT DÖNGÜSÜ'
Karbon-silikat döngüsü de, daha uzun sürelerde etki etmekle birlikte,
atmosferdeki Karbondioksit miktarını sabit tutacak benzer bir işlev
görmektedir. Levha tektoniğinin ağır işleyen süreciyle yönlendirilen bu
mekanizma, yarım milyon yıl gibi uzun sürelerde döngüsünü tamamlamaktadır.
İşte hayat ve suyla iç içe geçmiş bu döngüler sayesindedir ki, Dünya iklimi,
kardeş gezegeninin başına gelenlerden korunmuştur.
Bununla birlikte, insan kaynaklı etkiler de orta vadeli süreçlerde ters bir
işlev görmektedir. Karbondioksitin, Dünya iklimini düzenleyen döngüleri alt
edecek kritik bir yoğunluk düzeyinin olup olmadığı bilinmemektedir. Ancak
kuşku yok ki: Dünya türü gezegenlerin iklimleri, küresel boyutlu süreçlerin
karşılıklı etkileşimiyle ani değişikliklere uğrayabilmektedir. Venüs'ün
yakından incelenmesi, iklim değişiminin genel ilkelerinin belirlenebilmesi
için gereklidir. Bu, aynı zamanda, kendi gezegenimizdeki dengelerin de ne
kadar hassas olduğunu anlamamıza yardımcı olacaktır.
DÜNYA VE VENÜS'ÜN BENZERLİKLERİ-FARKLILIKLARI
Dünya ve Venüs'ün iklimlerindeki olağanüstü farklılık, bu iki gezegendeki
suyun tarihçesi ile yakından ilgilidir. Bugün Dünya'nın atmosferi ve
okyanuslarında bulunan su, Venüs'ün atmosferindekinden 100 000 kat daha
fazladır. Sıvı su, Karbondioksitin, gezegen yüzeyindeki kayalarla
etkileşiminde başlıca aracıdır. Su sayesinde, havadaki Karbondioksit,
mineraller oluşturmaktadır. Suyun yaptığı işler, gezegen yüzeyiyle de
sınırlı değildir.
Dünya'nın kabuğu altındaki mantoya sızan suyun, astenosfer denen ve litosfer
levhalarının üzerinde kaydığı, akışkanlığı düşük katmanın oluşmasını
sağladığı zannedilmektedir. Karbonlu minerallerin (Karbonat) oluşması ve
daha sonra bunların tektonik levhaların üzerine çökelmesi, Dünya
atmosferindeki Karbondioksitin, Venüs'teki düzeylere yükselmesini
önlemektedir.
Tüm bu farklılıklara rağmen, gezegen oluşum modelleri, başlangıçta Dünya ve
Venüs'ün, aynı miktarda suyla donatılmış olması gerektiğini göstermektedir.
Çünkü her ikisine de su, 'dış güneş sistemin'den gelen 'buzlu gök
cisimleri'nin çarpması sonucu taşınmıştır. Hatta başlangıçta Venüs'ün daha
çok su topladığı yolunda, işaretler vardır.
1978 yılında Venüs çevresinde yörüngeye oturan Pioneer uzay aracı, gezegenin
bulutları üzerindeki suda, döteryumun (ağır hidrojenin), bildiğimiz
hidrojene oranını ölçtü. Aynı kimyasal yapıya sahip olan hidrojen ve
döteryum, su moleküllerinde bağlı durumda bulunmaktadır. Bu oran,
Dünya'dakinin 150 katıydı. Bunun akla en yakın açıklamasıysa, Venüs'ün bir
zamanlar, Dünya'ya göre çok daha fazla su tutmuş, ama sonra suyunu yitirmiş
olmasıdır.
VENÜS'TE MORÖTESİ IŞINLAR(UV) VE 'AZGIN SERA ETKİSİ'
Su buharı, atmosferin üst kesimlerine tırmandığında, Güneş'ten gelen
morötesi ışınım(UV), molekülleri parçalayarak, oksijen ve hidrojen ya da
döteryum atomlarını ayrıştırır. Daha hafif olan hidrojen, kolaylıkla uzaya
kaçabildiğinden, Venüs atmosferinde döteryumun oranı artmıştır. Peki, bu
süreç neden Dünya'da değil de Venüs'te ortaya çıkmıştır?
Herhangi bir gezegen üzerine düşen Güneş enerjisi, yeterince güçlü olması
halinde, yüzeydeki suyu hızla buharlaştırmaktadır. Artan su buharıysa,
atmosferi daha da ısıtmakta ve dizginleri koparmış bir sera etkisine sebep
olmaktadır. Bu süreçte, gezegendeki suyun büyük bölümü, üst atmosfere
taşınmakta ve sonunda su moleküllerinin ayrışmasıyla yitirilmektedir.
Araştırmacılar, kontrolden çıkmış bir sera etkisi için gereken kritik Güneş
enerjisinin, günümüzde Dünya üzerine düşmekte olan enerjiden, % 40 daha
fazla olması gerektiğini hesaplamışlardır. Komşu gezegenin ortaya
çıkmasından kısa bir süre sonraya kadar, Güneş'in ışığının bugünkünden % 30
daha soluk olduğu tahmin edilmektedir. Bu nedenle, Venüs'ün yörüngesine
isabet etmesi gereken ışınım miktarı, yukarıdaki kritik Güneş enerjisinyle
hemen hemen aynıdır.
Bu durumda Venüs'ün, varlığının ilk 30 milyon yıl içinde Dünya'da bir
okyanusu dolduracak kadar suyu yitirmiş olması muhtemeldir. Ancak Venüs,
başlangıçta da bugünkü kadar kalın bir Karbondioksit atmosfere sahip olsaydı,
suyunun büyük bölümünü korumuş olması gerekirdi. Suyun ne kadarının
yitirildiği, atmosfer içinde ayrışacak kadar yükseğe çıkabilmesine bağlıdır.
Kalın bir atmosferde su buharı, fazla yükselemez. Üstelik bu süreç içinde
oluşan bulutların, Güneş ışınını uzaya geri yansıtarak, dizginlenemez sera
etkisini sona erdirmeleri gerekmektedir.
VENÜS'TE SICAK OKYANUSLAR
O halde muhtemelen; Venüs'te sıcak okyanusların ve nemli bir stratosfer
tabakasının bulunmuş olması gerekmektedir. Denizler, Karbondioksit gazını
eriterek ve Karbonat oluşumuna aracılık ederek, atmosferdeki karbondioksit
düzeyini düşük tutmuşlardır.
Kısacası, Venüs de, bugün Dünya'da gördüğümüze benzer iklim düzenleyici
mekanizmalara sahip olmuştur. Ama Venüs atmosferinin daha düşük olan
yoğunluğu, suyun yükseklere kaçmasını önleyememiştir. Sonuç olarak, 600
milyon yılda bir Dünya okyanusu kadar su yitirilmiştir.
SONUÇ
Gezegenlerin 'yüzeyinde ve atmosferindeki süreçler', birbirlerini
güçlendirerek, başlangıçtaki 'kararlı durumu' korumakta, ya da yine aynı
süreçlerin olumsuz işbirliğiyle, bu gezegenlerin kendi sonlarını
hazırlayabilmektedir. Bu nedenledir ki, Venüs'te, bir zamanlar okyanuslar ve
hatta canlı bir yaşamdan sözedilebilir. Bunu bugün kesin olarak bilemiyoruz.
Ancak Mars ve Venüs gibi gezegenlerin, bir zamanlar sulu ve yaşamsal
gezegenler olması, insanoğlundan farklıda olsa, bir 'canlı türü'nün bu
gezegenlerde yaşamış olacağı gerçeğini çağrıştırmaktadır. Nitekim Kur'an'ın,
Cinlerle ilgili şu ayetlerini hatırlamadan edemiyoruz:
(Cinler): " Muhakkak bizden Müslümanlar da, zalimlerde var. Her kim teslim
olursa, böyle olanlar, gerçeği arayanlardır. Ancak zalimler, cehennem odunu
olmuşlardır."
(Allah): " Şayet onlar(cinler), (doğru) yol üzere gitselerdi, biz onlara bol
bol su verirdik, ki onları 'orada' deneyelim. Ve kim de Rabbinin zikrinden
yüz çevirirse, (Allah) onu artan azaba sürükler."
[CİN(72)/ 14-17]
Dr. Bahri Güldoğan
Kaynaklar:
1.Bilim ve Teknik, Haziran 1999, (Bullock, M.A., Grinspoon, D.H., "Global
Climate Change On Venus", Scientific American, Mart 1999.
2.Lang,K.R., "The Cambridge Guide to the Solar System", Cambridge University
Press
3. Demircan,O., Bayer,G. ,"Evrende Yaşadığımız Yer Güneş Sistemi", Doruk
yayınları,1997
4.http://www.nineplanets.org/venus.asp
5. http://www.nasa.gov/worldbook/venus_worldbook.asp
6. http://www.solarviews.com/eng/venus.asp |