
Süpernova deyimi, astronomlar tarafından bir yıldızın patlayarak
dağılmasını isimlendirmek için kullanılır. Dev bir yıldız, korkunç bir
patlama ile kendisini yok eder ve içindeki madde de yine korkunç bir hızla
uzayın dört bir yanına dağılır. Bu patlama sırasında yayılan ışık, yıldızın
normal ışımasından binlerce kat daha kuvvetlidir. Evrende yeni sistemlerin
oluşumunda çok önemli bir rol oynadığı düşünülen süpernovalar, astronomların
tahminine göre maddenin evrende bir noktadan başka noktalara taşınması işine
yarıyor. Patlama sonucunda dağılan yıldız artıkları, evrenin başka
köşelerinde birikerek yeni yıldızları ya da yıldız sistemlerini oluşturuyor.
Bu varsayıma göre, Güneş, Güneş Sistemi içindeki gezegenler ve bu arada
elbette Dünyamız da, çok eski zamanlarda gerçekleşmiş bir süpernova
patlamasının sonucunda ortaya çıkmıştır. (Haruh Yahya, Evrenin Yaratılışı)
Süpernovaların Yaydığı Uzay Tozları
Uzaydan atmosfere sağanak halinde yağan ve yıllık toplam ağırlığı 15.000.000
tonu bulan uzay tozları toprağa mikroskobik boyutta tanecikler olarak düşer.
Bu tanecikler kutup buzullarına hatta deniz diplerindeki tortullara kadar
sızar. Sigara dumanını oluşturan katı parçacıklar büyüklüğünde olan ve
milimetreden küçük dalga boylarında ışıyan uzay tozu parçacıklarının önemli
bir bölümü gerçekte zararsızdır. Dünyamıza bozulmadan ulaşabilen bu
mikroskobik maddenin laboratuvar analizleri bilim için büyük bir önem
taşımaktadır. Çünkü Güneş Sistemimizin en eski kütlesini içeren bu maddenin
analizinden elde edilen bulgular, Güneş'in ve diğer gezegenlerin bundan 4,5
milyar yıl önce oluştukları ilkel bulut hakkında detaylı bilgi vermektedir.
Cardiff Üniversitesi ve Edinburgh Kraliyet Gözlemevi üyesi bilim adamları,
bu alanda bir devrim olarak kabul edilen SCUBA adlı gözlem aracını
kullanarak, uzay tozu araştırmaları konusunda önemli adımlar attılar. Bu
çalışmalarda, "uzay tozu" olarak adlandırılan ve birçok yıldız ile birlikte
Dünya benzeri gezegenlerin de oluşumunu sağlayan parçacıkların kaynağının
süpernovalar olabileceğine dair ipucu elde edildi. Çalışmaya katılan Dr.
Loretta Dunne, açıklamasında; "Uzay tozunun nereden kaynaklandığı sorusunun
yanıtı, gezegenlerin kaynağının ne olduğunun da yanıtıdır. Üzerinde
yaşadığımız Dünya da aslında, uzay tozu parçacıklarının yoğun miktarlarda
bir araya gelmiş bir biçimidir. Bugüne kadar da bu tozun kaynağı hakkında
emin değildik" dedi. Bilim adamları, SCUBA'yı kullanarak, Dünya'dan 11 bin
ışık yılı uzaklıktaki "Cassiopeia A" adlı süpernovayı gözlemlediler.
Süpernovaların bu tozun kaynağı olduğu daha önce de tahmin ediliyordu, ancak
bu son çalışmayla, Güneş'ten 30 kat büyük bir yıldızın patlamasıyla oluşan
"Cassiopeia A" süpernovasının, yoğun biçimde uzay tozu yaydığı belirlendi.
Dunne, "eğer tüm süpernovalar Cassiopeia A'nın yaydığı miktarda uzay tozu
yayıyorsa, bu parçacıkların kaynağının süpernovalar olduğunu söyleyebiliriz"
dedi. İlk bakışta önemi pek anlaşılamayan süpernova patlamalarının gerçekte
çok hassas bazı dengeler üzerine kurulmuş olduklarını Michael Denton,
Nature's Destiny (Doğanın Kaderi) adlı kitabında şöyle anlatır:
Uzaklıktaki hassas denge Süpernovalar ve aslında bütün yıldızlar arasındaki
mesafeler çok kritik bir konudur. Galaksimizde yıldızların birbirlerine
ortalama uzaklıkları 30 milyon mildir. Eğer bu mesafe biraz daha az olsaydı,
gezegenlerin yörüngeleri istikrarsız hale gelirdi. Eğer biraz daha fazla
olsaydı, bir süpernova tarafından dağıtılan madde o kadar dağınık hale
gelecekti ki, bizimkine benzer gezegen sistemleri büyük olasılıkla asla
oluşamayacaktı.
Michael Denton'un süpernovalarla ilgili bu tespiti aslında evrenin bütünü
için geçerlidir. En büyük kozmik olaylardan atoma kadar herşeyde son derece
hassas ölçülerle kurulmuş bir düzen mevcuttur. Açıktır ki böylesine kusursuz
bir yapı, şuursuz atomların biraraya gelmek için aldıkları bir kararın veya
kör tesadüflerin sonucu olamaz. Gerçek olan, üstün bir ilmin gözler önüne
serildiği evren, herşeyi bilen ve herşeye güç yetiren Rabbimiz'in eseridir.
Bu gerçeği Allah Kuran'da şu şekilde bildirir: "Gökleri ve yeri (bir örnek
edinmeksizin) yaratandır. O, bir işin olmasına karar verirse, ona yalnızca "OL"
der, o da hemen oluverir." (Bakara Suresi. 117) "O, biri diğeriyle 'tam bir
uyum' (mutabakat) içinde yedi gök yaratmış olandır. Rahman (olan Allah)'ın
yaratmasında hiçbir 'çelişki ve uygunsuzluk' (tefavüt) göremezsin. İşte
gözü(nü) çevirip-gezdir; herhangi bir çatlaklık (bozukluk ve çarpıklık)
görüyor musun? Sonra gözünü iki kere daha çevirip-gezdir; o göz (uyumsuzluk
bulmaktan) umudunu kesmiş bir halde bitkin olarak sana dönecektir." (Mülk
Suresi. 3-4)
Aydan Daha Parlak Bir Yıldız
Milattan sonra 1054 yılının 4 Temmuz gecesi, Çin İmparatorluğu'nun
astronomları, gökyüzünde çok dikkat çekici bir olayın gerçekleştiğini
gözlemlediler. Gökyüzünde aniden çok parlak bir yıldız ortaya çıktı. Yıldız
o kadar parlaktı ki, ışığı gündüzleri bile kolaylıkla fark edilebiliyor,
gece ise neredeyse Ay'dan daha parlak görünüyordu. Çinli astronomların
gördükleri ve kaydettikleri bu olay, evrendeki en ilginç astronomik
oluşumlardan biriydi aslında. Bu bir "süpernova"ydı.
Kaynak
|