
Tarihte Gökbilime Yön Verenler (1)
İlkçağlardaki gökbilim çalışmalarını kullanan Yunanlıların
buluşları kayıtlara geçen ilk buluşlardır. Ne Yunanlı bilginler ne de
onların sistematik gözlemleri Akdeniz bölgesinden dışarı çıkamadı. Soyut
fizik kavramlarını düşünme fikri ilk defa evrenin doğasını ve kökenini
izleyen evrenbilimciler tarafından oluşturuldu.
Yazı: Prof. Dr. Serdar Evren (E.Ü. Fen
Fakültesi Astronomi ve Uzay Bilimleri Bölümü)
İllüstrasyon: Emre Erdur
Örneğin, bazı Mısırlı evrenbilimciler farklı tanrılara farklı roller yükledi.
Böyle düşünceler gökbilime ilk adımların atılmasını sağladı. Yunanlılar MÖ
600 yıllarında gözlem yaparak ve mantık kullanarak evreni tanımaya
başladılar. Yaptıkları çalışmalarda metafiziksel ilişkilerden daha çok
fiziksel elemanları kullanmaya özen gösterdiler. Açısal ölçümleri içeren
geometrik prensipleri kullanarak kozmik uzaklıkları ölçtüler. Bilinen ilk
Yunanlı düşünürlerden biri Thales'tir. Thales Güneş tutulmasının olacağını
önceden tahmin etmiştir. Thales'in okulu birçok düşünür yetiştirmiştir.
Örneğin, Anaximander astronomik ve coğrafik bir takvim yapmış; Güneş'in,
Ay'ın ve gezegenlerin bizden uzaklıklarını bulmuştur.
Pythagoras: Küresel ve Hareketli Yer (MÖ 500)
Pythagoras, deney yaparak çalışan ilk bilimcilerden biridir. Yer'in küresel
yapıda olduğu fikrini vermiştir. Bu sonucu Ay'ın evrelerinden giderek
bulmuştur. Ay'ın ışıklı ve ışıksız kısımlarını ayıran terminatör (sınır
çizgi) eğriliğinin Ay'ın evreleri ilerledikçe değiştiğini gözlemiştir. Bu
yüzden Ay, düz değil küreseldir. Buna göre, Yer ve diğer gökcisimleri de
küresel olmalıdır. Pythagoras, güney İtalya’da bir okul kurarak birçok
gökbilimci yetiştirdi. Kendisi Yer'i, evrenin merkezine koydu. Fakat, daha
sonra öğrencileri, Yer'in Ay, Güneş, beş gezegen ve yıldızlarla birlikte
uzaktaki bir merkezi "ateş" etrafında hareket ettiğini söylediler.
Aristotle: Tekrar Merkezde Yer (MÖ 350)
En etkili Yunan bilimci-filozof Aristotle'dur. Aristotle, Yer merkezli
evrenin küresel ve sonlu olduğuna inandı. Aristotle, modern bilimsel
buluşlar yapmakla ünlüdür. Önemli fikirleri arasında şunlar sayılabilir:
Ay'ın küresel olduğunu düşündü. Güneş'in, Yer'e Ay'dan daha uzak olduğunu
buldu. Yer'in küresel olduğunu düşündü. Çünkü, Ay'ın terminatörünün eğriliği
onun disk şeklinde olmasını dışlıyordu ve Yer, belki bu yüzden Ay gibiydi.
Bir gözlemci kuzeye doğru gittikçe, güney yarımküre yıldızları kaybolurken
kuzey gökyüzünden yeni yıldızlar görür. Bu durum düz bir Yer üzerinde olmaz.
Fakat, Aristotle Yer'in durağan olduğu sonucunu çıkardı. Yer hareket etseydi,
değişik yıldızların göreli şekillerinde değişiklik görürdük. Eğer çok
uzaktaki bir ağaç ile orta uzaklıktaki bir ağacı birleştiren bir doğru
üzerinde yürürken bir tarafınıza bir adım atsanız, yakındaki ağaç
uzaktakinin diğer tarafına kaymış olarak görülür. Hareketten dolayı bu
kaymaya paralaks denir. Eğer Yer, uzaktaki bir merkez etrafında dolansaydı,
yakın ve uzaktaki yıldızlar arasında dönemli bir paralaktik kayma görürdük.
Fakat, yıldızların ve takımyıldızların zaman içinde böyle bir kayma
gösterdiklerine dair bir delil yoktur. Sonuçta Aristotle'ya göre Yer hareket
etmemelidir.Aristotle'nun nedeni sağlamdı; ancak, yıldızlar bu paralaktik
kaymayı çıplak gözle oluşturacak kadar yakında değil çok uzaktaydılar.
Yıldız paralaksları yıllarca araştırıldı ve ancak 1838 yılında bulundu.
Hipparchus: Yıldız Haritaları ve Presesyon (MÖ 130)
Hipparchus, Rodos adasındaki kendi gözlemevinden gökcisimlerininkonumlarını
gözledi ve 850 yıldızlık bir katalog hazırladı. Teleskopsuz yaptığı
gözlemlerle en mükemmel sonuçları elde etti. Herhangi bir tarih için Güneş
ve Ay'ın konumlarını doğru olarak önceden belirledi. Hipparchus, eskinin en
büyük gökbilimcisi olarak bilinir. En büyük buluşu "presesyon"dur. Kendinden
önce yapılan yıldız konumlarıyla kendi ölçümlerini karşılaştırarak, ardalan
yıldızlarına göre kuzey gök uçlağının (kutbunun), ilkbahar ve sonbahar ılım
noktalarının konumlarındaki kaymaları ortaya çıkardı. Modern gökbilimde
presesyonun nedeni olarak: Güneş ve Ay'dan kaynaklanan kuvvetlerden dolayı
Yer'in yalpalayarak dönmesi gösterilir. Şu anda dünyanın dönme ekseni
doğrultusuna denk gelen Kutup Yıldızı (Polaris, a UMi, küçükayı
takımyıldızının en parlak yıldızı) 26 000 yıllık bir dönem boyunca, farklı
yıldızlara karşılık gelecektir.
Claudius Ptolemy: Gezegen Hareketleri (MS 150)
Ptolemy, M.S. 2. yüzyılda yaşamış bir gökbilimci ve matematikçidir. Bir
gökbilimci olarak şöhreti 13 ciltlik çalışmasından (The Mathematical
Collection) gelir. İskenderiye kütüphanesinin yakılmasından sonra Araplara
geçen çalışma al-Megiste olarak bilinir. Avrupalıların çevirileri Almagest
olarak adlandırılmış ve bin yıldan daha uzun süre en meşhur kitap olarak
kalmıştır. Ptolemy, Hipparchus'un yıldız kataloğunu 1022 yıldıza genişletti
ve presesyonu dikkate alarak eski yıldız konumlarını düzeltti (bu tür
düzeltmeler günümüzde de yapılmaktadır). Bilinen en iyi çalışması Güneş, Ay
ve gezegenlerin konumlarını belirlemeye yarayan "epicycle kuramı" veya "Ptolemic
kuram" dır. Hipparchus'u izleyen Ptolemy, Yer'i gezegen sisteminin merkezine
yakın bir yerde kabul etti. Yer'den dışa doğru sırayla Ay, Merkür, Venüs,
Güneş, Mars, Jüpiter ve Satürn'ün dolandığı dairesel yörüngeleri yerleştirdi.
Bugün biliyoruz ki gezegenler Yer'in etrafında dairesel yörüngelerde değil
Güneş etrafında eliptik yörüngelerde dolanıyorlar. Gezegenler, 1500 yılına
kadar yıldızlar arasında hareket eden ışıklı daireler olarak bilinirdi. Bu
görüşü değiştiren devrim 1500 ile 1600 yılları arasında Avrupa'dan geldi. Bu
değişimin (Kopernik Devrimi) sonucunda, güneş sisteminin yeni şekli kavrandı:
Merkezde Güneş ve etrafında dolanan gezegenler.Kopernik Devrimi, güneş
sisteminin merkezinde Güneş'in olduğunun bulunmasıyla, Yer-merkezli eski
kuramları yıkan, çok önemli bir devrimdir. 1540-1690 yılları arasında
yaklaşık 150 yıllık bir süre içinde geliştirilmiştir. Bu dönem içinde çok
meşhur beş bilimci yetişmiştir: Copernicus (Kopernik), Tycho, Kepler,
Galileo ve Newton.
Kopernik Kuramı
Nicolaus Copernicus (Kopernik), 19 Şubat 1473'te doğmuştur. İtalya'daki
üniversite öğrenimi boyunca ülkenin bilimsel yükselişinden etkilenmiş,
birçok gökbilimci ve matematikçiyle haberleşip, ilk gözlemlerini 24 yaşında
yapmıştır. Gözlemlerini sürdürebilmesi için birkaç yıl sonra, büyük bir
kilise tarafından ekonomik destek sağlanmıştır. Çok ender rastlanan bir
gökolayı olan gezegenlerin bir hizaya gelmesi olayını, 31 yaşında
göz-lemiştir. Ptolemy'nin sistemine benzer klasik alternatiflerle, merkeze
Güneş'i koymak, Yer ve gezegenleri onun etrafında dolandırmakla güneş
sisteminin daha basitleştirileceğini ve gezegen konumlarının daha kolay
bulunabileceğini gösterdi. 1512'de yeni tezini yayımladı: Güneş, güneş
sisteminin merkezindedir, gezegenler onun etrafında dolanır ve yıldızlar çok
uzaktadır.Kopernik, şiddetli tartışmalar yüzünden uzun yıllar çalışmalarını
yayımlamayı erteledi. Sonuçta, çalışma arkadaşları tarafından
cesaretlendirildi ve Commentariolus daha geniş kapsamlı olarak yayımlandı ve
hızla yayıldı. Yaşamının sonunda, bütün çalışmalarını "De Revolutionibus"
adlı kitapta topladı. Bu kitapta güneş sistemine ilişkin tüm bilgiler
sunuldu. "Venüs ve Merkür, Güneş'in etrafında dolanırlar ve yörüngeleri
Güneş'ten çok uzakta değildir. Bu kurama göre, Merkür'ün yörüngesi
Venüs'ünkinden içeride olmalıdır. Eğer bu varsayımdan yola çıkarsak, aynı
merkezli dışa doğru büyüyen yörüngeler üzerinde Mars, Jüpiter ve Satürn ile
karşılaşırız. 0nların düzenli hareketlerini görmememiz olanaksızdır. Bu
durum, onların merkezinde Güneş'in olmasını yeter derecede sağlar." Artık
kargaşayla dolu bir dönem başlamıştı. Kiliseler ve birçok düşünür, Yer
merkezli modeli benimsiyordu. De Revolutionibus'un matbaacısı kitabın
başlığını genişleterek tartışmayı alevlendirdi. İçine bir önsöz ekleyerek bu
modelin gezegen hareketlerini hesaplamakta en uygun model olduğunu, fiziksel
gerçeklerin yadsınamayacağını yazdı. |